Online Cüzdan’ların Geleceği

Kısa kısa da olsa twet attığım ve sektörü ilgilendirdiğini düşündüğüm konular hakkında bloğa da yazmaya karar verdim. Bildiğiniz gibi atılan twet’ler hava fişek misali ve bu durum içeriğe sonradan erişimi imkansız kılıyor.

Kredi kartlarınızı entegre ederek, sadece kullanıcı adı ve şifresi ile ödeme yapabilmenize olanak sağlayan cüzdanlar özellikle “mobil cihazlardan” yapılan alışverişlerde son derece hızlı çözümler sunuyor. Türkiye’de Paypal, Ipara ve PayU‘nun diğer katma değerli servislerine ek olarak Türkiye’ye getireceği “CheckOut” gibi değerli servisler 2012 yılında adından oldukça söz ettirecek. BKM’nin de birkaç pilot banka ile “BKM Express” üzerinde çalıştığını biliyoruz.

Tam da burada sormak istediğim konu cebinizde kaç cüzdan taşıyorsunuz? Online dünya’ya model aldığımız fiziksel dünya’da Boyner’den alışveriş yaparken farklı bir cüzdan, Migros’tan alışveriş yaparken farklı bir cüzdan kullanmıyoruz değil mi? Demek ki online dünyanın da gideceği yerde onlarca farklı cüzdan yok! Bu geçiş döneminde bahsi geçen firmalar kendi üzerlerinde maksimum sayıda kullanıcı tutarak, olası bir entegrasyonda güçlü taraf olmayı planlayacaklar.

Küçük bir not; Bahsi geçen uygulamalar içerisinde sadece PayPal kredi kartı bilgilerine ek olarak “CVV” kodunu da saklıyor. Sony Online’da yaşanan olaya benzer bir durum bir anda dengeleri de değiştirebilir.

UYARI; Bu modeller internet üzerinden alışveriş yapmanın “en güvenli yoluymuş” gibi pazarlanmamalı. Bu yaklaşım, insanların alışık oldukları ödeme yöntemlerinin güvensiz olduğu izlenimini yaratacak, ne ilgili firmaya ne de sektöre bir şey kazandırmayacaktır.


Türkiye’de Online Ödeme Sistemleri – PayU Türkiye Röportaj

Sosyalmedya.co’da yayınlanan,“Online Ödeme Sistemlerini 2012′de Neler Bekliyor?” başlıklı dosya konusuna gönderdiğim içeriğin tamamını aşağıda bulabilirsiniz.

Online Ödeme sistemlerinin Türkiye pazarındaki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, bankacılık ve ödeme sistemleri konusunda Avrupa’nın birçok ülkesinden daha inovatif çözüm ve yaklaşımlara sahip bir ülke. Hatta Elektronik Ticaret’e ilk yatırımı yapan kurumun bundan yaklaşık 12 yıl once yine bankalar olduğunu söyleyebiliriz. Bugün baktığımızda sektörün yükünün tamamına yakınının yine bankalar üzerinde olduğunu görüyoruz. Burada kart kullanım alışkanlıkları, sadakat programları ve Avrupa’da bir örneğini daha göremeyeceğiniz taksit kültürünün payı büyük.

Tüm bunlara rağmen, özellikle son yıllarda Elektronik Ticaret sektöründe yaşanan gelişmelere bankaların genel müdürlük birimlerince cevap verilse de, sektör paydaşlarıyla direk iletişim halinde olması öngörülen şubeler tarafında aynı hızla hareket edilemedi. Bu da birçok işletmeyi zorlu bir sürecin beklemesi anlamına geliyordu. Öyle ki bugün web siteniz üzerinde taksit yapmak istediğinizde 4-5 bankayla anlaşmak, farklı çalışma koşulları ile faaliyetinize başlamak zorundasınız. Bu süreç sadece küçük işletmelerce yürütülmesi zor gibi gözükse de, birçok orta ve büyük ölçekli firma da benzer zorluklar yaşıyorlar. Örn; Groupon TR faaliyetine başlarken büyük bir bankanın şubesini ikna edememiş ve ilgili bankadan sanal pos alamamıştı. Daha sonra ilgili şubenin pişman olduğunu söylemeye gerek yok tabi.

Bundan yaklaşık 6 yıl önce Garanti Bankası ile Sanal POS altyapısı üzerinde entegre çalışan Mobil Ödeme projesini deneyen Turkcell, gerek projenin sanal pos’a olan bağlılığından gerekse o dönemde sektörün  böyle bir ödeme aracına ihtiyaç duymamasından dolayı projeyi rafa kaldırmıştır. Daha sonra bu yöntem yerini, 35 TL’ye kadar cep telefonu numaranız ile ödeme yapabildiğiniz Mikro Ödeme’ye bırakmıştır. Bununla birlikte geçtiğimiz yıl Türkiye’de faaliyetine başlayan PayPal, Eylül ayı itibariyle Türkiye pazarına girdiğini duyuran PayU ve yeni oluşumlar, 2012 yılında doğuşuna tanıklık edeceğimiz katma değerli servislerin habercileridirler.

Konuyla ilgili sektörü ileri taşımaya yönelik çok büyük bir rolü olduğunu düşündüğüm BKM’de (Bankalararası Kart Merkezi) Genel Müdür Sn. Soner Canko ve ekibi ile yaptığım toplantıda oldukça heyecan verici oluşumların haberini alma fırsatı yakaladım. Sektöre ilişkin özellikle bankalar, operatörler ve alternatif ödeme sistemleri tarafında atılan adımların tek bir merkezden kontrol edilerek, süzgeçten geçirilmesi son kullanıcı tarafında oluşabilecek yanlış anlaşılmaların önüne geçiyor olacaktır. Örn; Turkcell yaklaşık 4 ay önce CepTParacard’lar ile internet üzerinden alışveriş yapabileceğinize dair bir SMS gönderdi. Oysa; bu kartlarla sadece “3D Secure” altyapısı ile provizyon alınabiliyor ve birçok online işletme pre-paid ve debit kartları henüz bu sisteme yönlendiren altyapıları geliştirmedi. Dolayısıyla internet üzerinden alışverişe yönlenebilecek 100.000 genç kullanıcı kötü bir deneyim yaşamış oldu.

Bununla birlikte havale, eft ve kapıda ödemeyi de artık online ödeme araçları arasına eklememiz gerekiyor.

Türk tüketicisinin online ödeme sistemlerine verdiği tepki nasıl?

Ödeme sistemleri söz konusu olduğunda tüketicileri ikiye ayırmak ve bu şekilde aksiyon almak lazım. Bunlardan ilki, katma değerli servisler sunmak zorunda olduğunuz, bunu yaparken fiyat, esneklik, taksitli satış, fraud (sahtekarlık) monitoring servisleri ve ekibi ile birlikte inovatif çözümler sunmanız gereken online web siteleri. Diğer tarafta da bu web sitelerinden güvenli ve hızlı bir şekilde alışveriş yapmak isteyen son kullanıcılar var. Bunlardan sadece bir tanesini hedefleyen bir ödeme sisteminin başarılı olma şansını düşük görüyorum.

Son kullanıcı tarafında, en uygun ödeme alternatiflerini sunan argümanların sıklıkla tercih edildiğini görüyoruz. Bu yüzdendir ki cironun yaklaşık %80’i kartlı ödeme sistemleri üzerinde gerçekleşiyor. Havale ve EFT’nin oranı %4-5 seviyelerindeyken kapıda ödeme cirosunun %13 seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Diğer taraftan özellikle sepet ortalaması 12 TL’yi geçmeyen oyun ve içerik satışlarında mikro ödeme yöntemi ile yapılan ödemeler hatırı sayılır hacimlere ulaştı. Henüz banka müşterisi olmayan gençleri de bu eko-sistem içerisine dahil edebiliyor bu yöntem.

Sizce pazar 2012’de nasıl olur? Hem Türkiye hem de globalde… Öngörüde bulunabilir misiniz?

2012 yılında öncelikle bankaların kendi alternatif ödeme sistemlerine ağırlık vereceklerini düşünüyorum. Garanti Bankası’yla birlikte tanıştığımız BonusPay’in alternatifi ürünleri diğer bankalar da devreye alıyor olacaklar. İlk yatırım da FinansBank’tan geliyor olacak. Bu sistemleri sanal pos zorunluluğundan kurtarıp, alternatif bir ödeme sistemi olarak konumlandırabilirlerse penetrasyonlarını da artıracaklardır. Aksi durumda bu ürünleri kullanmak isteyen kullanıcılar yine zorlu bir Sanal POS süreci ile karşılaşacaklar.

Alternatif ödeme sistemlerine baktığımızda ki bu yöntemler sektörün hak ettiği hacimlere ulaşabilmesi için kaldıraç vazifesi göreceklerdir; 2012 yılında en az 5 yüksek bütçeli, güvenilirliğini yurtdışında da kanıtlanmış yöntemin Türkiye’de faaliyetine devam edeceğini düşünüyorum. Yeni tanışacağımız katma değerli servislerle birlikte, 3 dakikada web sitesi açarak, gerek web sitesi üzerinden gerekse mobil cihazlardan taksitli satış yapabileceğiniz sistemlerle tanışacağız.

Türkiye Elektronik Ticaret pazarına baktığımızda ise; 2011 yılı için 21 mia TL, 2012 yılında ise; 25 mia TL’lik bir hacim bekliyorum. Sevindirici haber bu rakamların içerisindeki gerçek e-ticaret cirosu’ndaki artışta olacak. İşletmelerin fiziksel cirosunun içerisindeki e-ticaret payını tartıştığımız günler yerini e-ticaret cirosu içerisindeki mobil ciro payını tartıştığımız günlere bırakıyor olacak. Kullanıcılar arasında yapılan para transferleri, fiziksel dünya ile online dünya yakınsaması konusunda büyük gelişmeler yaşanacak, hatta Facebook vb. platformlarda kullanılan sanal para’ların pre-paid kartlar ile fiziksel dünyaya indiğini göreceğiz.

PayU olarak Türk pazarında ne hedefliyorsunuz?

Elektronik Ticaret yapmak isteyen işyerlerini hızlı bir şekilde bu eko-sisteme dahil etmek istiyoruz. İşletmeler PayU ile sözleşme imzalayarak PayU API’sini sistemlerine entegre ettiklerinde tüm banka kredi kartlarına taksit yapabilecekleri gibi, ilerleyen dönemlerde alternatif birçok ödeme yöntemini de yine aynı API yardımıyla kullanabiliyor olacaklar.  Son kullanıcılarına alışık oldukları şekilde kredi kartı bilgilerinin girilmesi suretiyle alışveriş yaptırabilecekleri gibi, PayU kullanıcı adı ve şifresi ile ödeme imkanı da sağlayabilecekler. Ürün/hizmet satın alan kullanıcı tarafında da hızlı ve güvenilir bir ödeme altyapısı vaad ediyoruz tabi. Tüm bunlara ek olarak gerçekleşen siparişler PayU fraud (sahtekarlık) filtrelerinden geçerek 7/24 PayU’nun fraud ekibi tarafından incelenecek, gerekirse işyeri ile irtibata geçerek, yüksek skorlu siparişlerin iptali sağlanıyor olacak. Bu konuda Türkiye’nin en aktif bankasının Fraud Yöneticisi PayU için, sadece elektronik ticaret yapan işletmelerin işlemlerini inceliyor olacak.

Kısaca; İşyerlerinin core business’larına daha fazla efor sarfetmesi gerektiğine inanıyor ve ödemeye ilişkin tüm süreci outsource etmeleri gerektiğini düşünüyoruz.


Online Alışverişlerde 3D Secure Kullandırmalı mıyım?

21  Temmuz tarihinde Eticaret MAG’de yayınlanan yazımı aşağıda bulabilirsiniz.

Elektronik ticaretle ilgili yazılan birçok kitapta, verilen eğitimlerde hatta katıldığınız organizasyonlarda genellikle bu iş yapış şeklinin avantajlarına değinilir. 7/24, dünyanın her yerine az maliyetle satış yapabiliyor olma fikri, kolları hemen sıvama dürtüsü uyandırır.

Derinlemesine incelenmeyen nokta; elektronik ticarete konu olan işlemlerin CNP (Card not Present)olmasından dolayı barındırdığı charge-back (ters ibraz) riskidir.

Kısaca açıklamak gerekirse; kart sahibi, alışverişini takip eden 4 ay süre ile (bu süre kısalmaz, lakin uzayabilir) birkaç itiraz kodundan birini seçerek bankası aracılığıyla alışverişine itirazda bulunabilir. Kötüye kullanılabilir endişesi ile detaylarına girmeyeceğim bu itiraza konu olan işlemde, 3D Secure doğrulama yöntemi yok ise; kart sahibi lehine sonuçlanacak bir süreç devreye girmiş olur ve dolayısıyla konu işyerinin zararı ile sonuçlanır.

Avrupa’nın birçok ülkesinde fiziksel dünyada yaşanan Chip&PIN dönüşümü ile birlikte kredi kartı kopyalama riski minimize edilmiştir. Bu gelişme herhangi bir yolla ele geçirilen ve kopyalanamayankredi kartlarının internet üzerinde kullanılmaya başlamasına yol açmıştır. Dolayısıyla fiziksel dünya riski azalırken, online dünya işyerleri için daha riskli bir hal almıştır.Türkiye 3D Secure Kullanımı (2010)

Uzun yıllardır Türkiye’de kullanılan ve gün geçtikce daha son kullanıcı dostu bir hal alan 3D Secure doğrulama yöntemi , dolandırıcılık nedeni kodlu itirazların önüne geçerek riski minimize edebilmek maksadıyla ; MasterCard ve VISA tarafından geliştirilmiştir.

Kısaca CHIP&PIN’in internet üzerindeki versiyonu olarak adlandırabileceğimiz bu ürün, 2010 yılına kadar yeterli ilgiyi görmemiş olsa da, özellikle 2010 yılı birlikte Türkiye’de gerçekleşen tüm e-ticaret transaction’larının %12’sinde kullanılmıştır. Sigorta ve acenteler aracılığıyla yapılan ciroları bir kenara koyarsak bu oranın yaklaşık %23’e çıktığını görürüz.

Yukarıdaki tabloda 2010 yılında Half ve Full Secure doğrulanan toplam transaction sayısını bulabilirsiniz. 2011 yılında bankaların 3D Secure sayfaları optimizasyonları ile bu adetlerde %30’luk bir artış beklediğimi de eklemek istiyorum.

2010 yılı ile birlikte özellikle ISKI, IGDAS, Gelir İdaresi Başkanlığı vb. devlet kurumlarının elektronik ticaret’le tanışması ve sadece 3D Secure doğrulama yöntemi ile ödeme kabul etmesi, bu doğrulama yöntemininin Türkiye’de kullanım oranını artıran bir kaldıraç vazifesi görmüş, işletmelerin 3D Secure yüzünden ciro kaçırırım endişesini ortadan kaldırmaya başlamıştır.

Öyle ki “Private Shopping” gibi rekabetin yoğun yaşandığı bir modelde bile sektör büyüklerinden bazıları 3D Secure’suz yola devam ederken, bazıları sadece 3D Secure doğrulama yöntemi ile ödeme kabul etmektedir. Bugün birçok büyük B2C, C2C hatta B2B full secure veya belirledikleri bazı kurallara takılan üyeleri 3D Secure ile alışverişe yönlendirmektedir. (Örneğin; yeni üye ve kolay paraya çevrilebilir bir ürün alıyor ise)

Gelelim 3D Secure kullanmalı mıyım sorusunun cevabına, sektörde karşılaştığım 3 tip işletme var. Kısa kısa açıklamaya çalışacağım.

3D Secure’u ciro kaçırırım endişesi ile kullanmak istemeyenler

Bünyesinde tecrübeli fraud (sahtekarlık) departmanı kurmuş, yüksek kar marjı ile çalışan, uzun yıllar sektörde faaliyet gösterdiği için; müşteri database’i oluşturmuş online işletmeler. Bu tip işletmeler 3D Secure’u genellikle bazı kurallara takılan üyeleri doğrulamak için kullanırlar. Bugün sektörde faaliyet gösteren birçok büyük B2B ve B2C’de 5 ila 15 kişi arasında fraud ekipleri bulunmaktadır.

3D Secure olmadan faaliyetlerine devam edemeyecek olanlar

Özellikle düşük kar marjı ile çalışan ve riskli ürün grupları olarak adlandırılan, kolay paraya çevrilebilen ürünler satan işyerleri (altın, kontör, cep telefonu, uçak bileti vb.)

Burada yaşanabilecek bir charge-back düşük kar marjı ve yüksek sepet ortamalasından dolayı işyerini zarara uratacağından, işyerinin 3D Secure’suz yaşamaya devam edebilmesi mümkün değildir.

3D Secure’den habersiz, tesadüfen faaliyetlerine devam eden işyerleri

Düşük kar marjı ile kolay paraya çevrilebilen ürün satışı yapan, bünyesinde fraud birimi kurmamış işyerleri. Dolandırıcılar tarafından keşfedilene kadar faaliyetlerine devam edebileceklerdir.

“Elektronik Ticarette Fraud Önleme Yöntemleri” ile başladığım online ödemede güvenlik olgusunu, 3D Secure ve Türkiye’de kullanımı ile bir adım öteye taşımayı planladım. Güvenlik nedeniyle detaylandıramadığım birkaç nokta olsa bile, özellikle bankaların 3D Secure sayfalarında yakın zamanda yapılan optimizasyonlar ile birlikte artan müşteri deneyimi fırsatları beraberinde getiriyor.

Diğer taraftan, Türkiye’de kullanılan debit kartların (69 mio adet) sadece 3D Secure ile online provizyon alabiliyor olması kredi kartı kullanmayan, debit kartı ile online alışveriş yapmak isteyen kullanıcılara da altyapı sağlayabilmenize olanak sağlıyor.

 


Elektronik Ticarette Fraud Önleme Yöntemleri

Bu yazı 30 Haziran 2011 tarihinde Eticaret MAG’de yayınlanmıştır.

Çeşitli yöntemlerle, özellikle fiziksel yollardan ele geçirilen kredi kartı bilgilerinin Fraud işlemler gönderilerek sınandığı ortam; bankalar tarafından Üye İşyerlerine sağlanan “Sanal Pos” altyapıları olur.

Online ödeme altyapısı kullanan Üye İşyerleri gerçekleşen transaction’ları detaylı analiz ederek, çeşitli parametrik değerlerle süzmezler ise; charge-back riski ile karşı karşıya kalacakları gibi, kredi kartı ekstresinde bu hareketleri fark eden tüketiciler tarafında da itibar kaybı söz konusu olur.

Öncelikle; gerçekleşen işlemler  müşteri doğrulanarak “güvenli” statüsüne çekilene kadar ön otorizasyonlu “PreAuth” olarak Sanal Pos’lara gönderilmelidir. PreAuth’u açıklamak gerekirse; kısaca kredi kartına borç geçmeden, kart limitine bloke konulması olarak değerlendirebiliriz.

Bu tip işlemlerde muhasebeleşen bir tutar olmadığı için; kredi kartı ekstresinde de haraket olmayacak, işlem gerçekten kart sahibine ait değilse charge-back riski doğmayacaktır. İşlemin kart sahibine ait olmadığının tespit edilmesi durumunda açık provizyonda bekleyen tutar kolaylıkla “iptal” edilebilir.

Özellikle stoksuz, tedarik usulu ile çalışılan modellerde müşteri tarafından ödemesi yapılan sepetin tamamının tedarik edilememe olasılığı büyüktur. Bu tip durumlarda da kredi kartında gereksiz harekete sebebiyet vermeden, işlemler ön otorizasyonlu olarak alınıp, sepetin tedariğinin ardından açıkta bekleyen tutarın istenilen oranda muhasebeleştirilmesi sağlanabilir (Sepetteki 5 ürünün 2’sinin tedarik edilebilmesi durumu). Birçok büyük B2C bu yöntemle faaliyetine devam etmektedir.

Üyelerin gri, beyaz ve kara liste şeklinde 3 farklı grup altında takip edilmesi, kart doğrulama ile uğraşan operasyonel ekibin yükünü hafifletecektir. Kartı bir kere doğrulanan müşteri için alışveriş tutarı geçmişe dönük siparişlerinin çok üzerinde değilse PreAuth yerine Auth, yani direk satış işlemi gönderilebilir.

Örneğin; ortalama 100 TL sipariş veren sadık bir kullanıcı, bir sepette 3.000 YTL’lik sipariş gönderiyorsa bu siparişin fraud kontrolünden geçmesi gerekmektedir. Daha önce 3D Secure doğrulama yöntemi ile kartını doğrulayan müşterilerin de beyaz listeye alınması, daha hızlı ve az maliyetli bir doğrulama yöntemine tabi tutulması operasyonu hafifletecektir.

Üye İşyerleri bankalardan kart sahibi doğrulatabilir mi?

Kart doğrulama ile ilgili bankadan bankaya değişen birimler ile irtibata geçilebilir. Belirli tutarların üzerinde kalan siparişlerde bankaların operasyon merkezleri tarafından kart doğrulama hizmeti verilmektedir. Bu işlemler için transaction’a ait verileri bir mail ile ilgililere göndermeniz istenir (Provizyon numarası, tutar, kart sahibi adı vb.).

Banka kart sahibi ile irtibata geçerek sipariş doğruluğunu onaylar ve Üye İşyerine bilgi verir. Onayı alan Üye İşyeri, PreAuth olarak gerçekleşen işlemi onaylayarak muhasebeleşmesini sağlar. Artık siparişe ilişkin tutarlar kart dönem içi işlemlerine yansımıştır.

Benim de proje yöneticisi olduğum ve Türkiye’de yeni kullanılmaya başlanan alternatif doğrulama yöntemleri bir sonraki yazının konusu

Fraud Kontrolleri;

Unutulmaması gereken; faaliyetine yeni başlayan bir Elektronik Ticaret işletmesinin kötü niyetli kullanıcıların hedefi olacağıdır. Bu sitelerin müşteri veritabanları henüz oluşmadığından, çeşitli açıkları oldukları varsayılır. Sektöre yeni giren start-up’ların bir müddet yüksek maliyetli reklamlar yapmak yerine, altyapıyı gözlemlemesi ve 3D Secure doğrulama yöntemi ile yola devam etmesi gerekebilir (Özellikle kolay paraya çevrilebilen ürünler satılıyor ise).

Dikkat edilmesi gereken birkaç nokta;

  1. Aynı IP’den birden fazla işlem geliyorsa; çeşitli uyarı mekanizmaları çalışmalı, belirlenen kısıtların üzerindeki işlemlerde otomatik olarak “red” cevabı verilmelidir. Kredi kartı bilgisi ele geçiren kullanıcı, kartlarının hepsini denemek isteyecektir.
  2. Aynı üyelik ile birden fazla işlem geliyorsa; çeşitli uyarı mekanizmaları çalışmalı, belirlenen kısıtların üzerindeki işlemlerde otomatik olarak “red” cevabı döndürülmelidir.
  3. Aynı kart numarası ile birden fazla işlem gönderilmesi durumu (aynı gün, hafta, ay) incelenmeli. Müşteri geçmişi, sepet ortalaması ile birlikte gözlemlenmelidir.
  4. Hata alan işlemlerin hata açıklamaları incelenmelidir. Sanal Pos’ta onay mesajı “00″ ile ifade edilir. 01′den 99′a kadar alınan mesajlar hata açıklamalarını ifade etmektedir. “51″ gayet masum bir limit yetersiz hatasıyken, “82″ hatalı CVV anlamına gelmekedir. 41 ve 43 no’lu hatalar Çalıntı kartları ifade etmektedir. Dolayısıyla bu hata mesajlarını alan işlemler, IP, üyelik, kredi kartı numarası takip edilmeli, çeşitli uyarılar ile desteklenmelidir. Üst üste kayıp/çalıntı kart hatası alan bir müşterinizden yakın zamanda bir fraud işlem bekleyebilirsiniz.
  5. Anlamsız ve ücretsiz mail adresleri fraud habercisi olabilir. Sipariş öncesi müşteri mail adresi doğrulanmalıdır. Üye girişi gerekmeksizin sipariş sonlandıran web siteleri oluşabilecek know-how’ın da önünü kapamış olacaktır.
  6. Aynı kredi kartı ile çok düşük tutarlı bir kaç farklı sipariş, kartın limiti olup olmadığının test edilmesi anlamına gelmektedir. Gerçek bir kullanıcı hepsini aynı sepette alarak tek bir kargo ücreti ödemek isteyecektir. Bu tip işlemler yüksek miktarda gelecek fraud  provizyonun habercisidir.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, sektörden sektöre değişen farklı fraud senaryoları halen birçok elektronik ticaret işletmesinin ciddi bir gider kalemini oluşturur.


VISA E-Ticaret’i Geliştirme Toplantısı

VISA Türkiye’nin düzenlediği, Türkiye’de Elektronik Ticaret pastasını artırmaya yönelik ev ödevleri alabileceğimiz bir organizasyonda dinleyici koltuğunda yerimi aldım.

ETID’in de (Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği) konuşmacı olarak katılarak, sektör sorunlarını banka ve lisansör kuruluşlarla paylaşma imkanı bulduğu organizasyonda güzel bir tartışma platformu yaratıldığını düşünüyorum. ETID’le ilgili eklemek istediğim nokta; her ne kadar sektörün büyük oyuncularını bünyelerinde barındırıyor olsalar da (20 işyeri) hızlı bir şekilde tabana yayılacak aksiyonları da almaları gerektiğidir.

Organizasyonda dikkatimi çeken bir diğer nokta, birçok bankanın sektör sorunlarına gerek teknik gerekse mental anlamda oldukça uzak olduğunu fark etmem oldu. Yine de ev ödevlerinin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesiyle sektörün önündeki birçok bariyerin aşılacağını düşünüyorum.


Türkiye’de Mikro Ödeme Sistemleri ve Ciroları

Webrazzi’nin düzenlediği Türkiye ve Dünya’dan online oyun ve yarattığı ekosistemin konuşulduğu organizasyonda Mikro Ödeme A.Ş Genel Müdürü Alper Akcan’ın aktardığı bazı rakamları paylaşmak istiyorum.  Red Herring’in 2011 yılı ilk 100 teknoloji listesinde de yer alan ilk Türk şirketi olma özelliği taşıyan Mikro Ödeme A.Ş’nin paylaştığı rakamlar sektörle ilgili projeksiyon çıkarabilmek için önemli.

Rakamlara geçmeden önce; yakın zaman öncesinde PayPal’ın Türkiye’de faaliyetine başlayarak sektörle ilgili çeşitli organizasyonlara sponsor olduğunu, PayPal’ın açtığı yoldan birçok alternatif ödeme yönteminin Türkiye’de yerleşik ofis açmak üzere olduğunu hatırlamakta fayda var. Buna ek olarak; GittiGidiyor ortaklarının üzerinde çalıştığı Ipara’nın yakın zamanda faaliyete başlayacağı biliniyor.

Banka ve birkaç sektör paydaşının da Mikro Ödeme pazarından pay almak istediğini söylemek yanlış olmaz. Özellikle bankaların Sanal POS alım zorluklarını aşarak, işyerlerine sağlayacakları alternatif ödemeler, operatör  komisyonlarından dolayı %5-40 arası komisyon oranlarıyla çalışan Mikro Ödeme yöntemlerinin karşı argüman geliştirmesini sağlayacaktır. Bu çeşitliliğin Elektronik Ticaret işletmecilerinin ve kullanıcıların lehine sonuçlanacağı şüphesiz!

Gelelim Mikro Ödeme A.Ş’ye, yaklaşık 26 aydır faaliyet gösteren Mikro Ödeme A.Ş’nin çalışmaya başladığı ilk operatör Turkcell, bunu sırasıyla Avea ve Vodafone takip etmiş ve 3 operatörün bu sisteme dahil olmasıyla tüm mobil cihazladan ödeme yapılabilmesine olanak sağlanmış.

Mikro Ödeme pazarının yaklaşık %70-75’ini bünyesinde barındıran şirket toplam 5,048.147 adet transaction’a ev sahipliği yapmış, Bu zaman zarfında online oyunlarda Mikro Ödeme altyapısıyla yapılan ciro; 33,406.250 dolar. Türkiye’de online oyun ekosisteminin 70-100 mio dolar aralığında olduğu düşünüldüğünde cironun yarısına yakınının MÖ ile alındığını söyleyebiliriz. İlgi çekici nokta; Mikro Ödeme’nin en pahalı olduğu sektör; oyun ve içerik, dolayısıyla bu cironun yaklaşık %35’i komisyon olarak işyerlerinden kesilmiş olmalı. Bu da sektörde yakın zamanda ciddi rekabetin yaşanacağının bir göstergesi.

Haziran ayı ile birlikte sepet ortalaması 11,16 TL’ye çıkmış ki bu rakam Mikro Ödeme için oldukça yüksek, 2012 öngörüsünde bu rakamın 10 dolar seviyelerine çıkmasını bekliyorlar.

Kısaca; Alternatif ödeme yöntemlerinin yeni yeni yatırım yapmaya başladığı sektöre bundan yaklaşık 2,5 yıl önce giren ve birçok zorluğa rağmen oldukça yol kateden Alper’i kutlamak lazım. Küçük bir öneri; özellikle oyun sektörü için recurring ödeme opsiyonu hemen devreye alınmalı


ETID Organizasyonu, PayPal ve Türkiye’den Birkaç Bilgi

Geçtiğimiz günlerde Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETID) tarafından PayPal’ın katkılarıyla düzenlenen, dolu dolu Elektronik Ticaret’in konuşulduğu bir organizasyona katılma fırsatı yakaladım. Sektörden hemen herkesi bir araya getiren organizasyon, katılımcı profili ve içerik açısından değerlendirdiğimizde; bu konuyla ilgili daha önce düzenlenen birçok organizasyonun bir level üzerindeydi diyebilirim.  Emeği geçen tüm partileri kutlamak lazım.

Türkiye’ye girmekte geç kaldığını düşündüğüm PayPal’ın daha önce de benzer bir organizasyona sponsor olması, Elektronik Ticaret pastasını büyütmek için şimdiden çalışmalara başladığının göstergesi, özellikle dijital içerik ve online oyunlarda, Sanal POS alamayan işyerlerinde hızlı bir şekilde kendilerine pazar edineceklerdir diye düşünüyorum.

PayPal yetkililerinin özellikle ödeme sistemleri konusunda Dünya’dan örnekler verdiği oturumda tahmin edileceği üzere mobil ödemenin önemi üzerinde duruldu. Bu konuda PayPal Platform ve Entegrasyon Direktörü’nün aşağıda paylaştığı rakamlar önemli. (Rakamlar için sevgili Mahir Erkan’a teşekkür ederim)

2009 yılında dünyadaki mobil ticaret hacmi 105 milyar USD iken, 2012 yılında 437 milyar USD olacak.

Bu sürede alt kırılımlardaki değişikliğin şöyle olma

sı bekleniyor:
- Dijital içerik ticaret hacmi 24 milyar USD’den 115 milyar USD’ye çıkacak.
- Fiziksel malların ticaret hacmi 30 milyar USD’den 237 milyar USD’ye çıkacak.
- Dokundurmalı / Vurdurmalı ödemelerin hacmi 46 milyar USD’den 115 milyar USD’ye çıkacak.

PayPal’ın Avrupa pazarında %9, Amerika pazarında ise; %12’lik bir pazar payına sahip olduğu biliniyordu. Oturumlarda bu oranın biraz daha artmış olduğunu öğrendik. MasterCard’ın araştırmasına göre Türkiye’de henüz PayPal kullanımı %1 seviyelerinde (Türkiye’de ki taksit kültürü, yüksek fiyatlar, havale/eft problemleri vb.)

Ödeme sistemleri konusunda yenilikleri dinlerken, Türkiye’de kullanılan altyapılar, ödeme ve doğrulama yöntemlerinin bir kez daha birçok Avrupa ülkesinden ileride olduğunu görme imkanı yakaladık. Amerika’da ise durum biraz daha farklı; 1960’lı yıllarda kartlı ödeme sistemlerini kullanmaya başlayan Amerika’nın yenilikleri adaptasyonu özellikle fiziksel dünya için oldukça zor ve maliyetli. Halen chip’li kredi kartlarını (EMV) kullanılamıyor olmaları da bunun en belirgin örneği olsa gerek. Diğer taraftan taleple birlikte özellikle mobil ödemelerde ciddi fırsatlar ve ürünler olduğunu da belirtmekte fayda var. Türkiye’nin 90′lı yıllar ile birlikte kartlı ödeme sistemlerine yatırım yaptığı düşünüldüğünde, kullanılan yeni teknolojileri de anlamlandırmış oluyoruz.

Türkiye mobil ödemenin neresinde diye soracak olursanız; 2011 yılı içerisinde mobil cihazlar üzerinden yapılacak ödemelerde yeni bir ürüne ihtiyaç duyulacağını düşünmüyorum. (NFC’yi dışarıda tutarak, online Dünya için) Sektörün yükünü çeken birçok büyük B2C’nin halen mobil versiyonlarının bulunmadığını biliyoruz. Bu konuyla ilgili gelen küçük taleplerde henüz bir yatırım için yeterli gözükmüyor.

Diğer taraftan PayPal yetkililerinin Kartlı ödeme opsiyonunun yavaşlığına değindiği oturumda; Proje takımında yer aldığım BonusPay’in ne denli doğru bir yatırım olduğunu gördüm. (Ekipten olduğum için söylemiyorum, tanıyanlar bilir)

Bilmeyenler için; kısaca BonusPay’den bahsetmek gerekirse; cep telefonu numarası ile BonusPay’e üye web sitelerinden, kredi kartı bilgisi vermeden alışveriş yapmaya olanak sağlayan güvenli ödeme yöntemi olarak tanımlayabiliriz. Şimdilik altında 3 kırılımı barındıran platforma yakın zamanda kartsız ödemenin de entegre edileceğini söylemekte fayda var.

BonusPay ödeme argümanları

  1. Kredi Kartı
  2. Debit Kart
  3. Vadesiz Hesap
  4. ———–
  5. ———–
  6. ———–

BonusPay hakkında detaylı bilgi için; burayı ziyaret edebilirsiniz

Bu ve benzeri oturumların artması dileğiyle!


Elektronik Ticaret Yöneticisi Kim Değildir?

Uğraştığım iş gereği Elektronik Ticaret sektörüne girmek isteyen, yatırım arayan, klon veya yeni iş modelleri ile bankaları ziyaret eden birçok üye işyeri ile görüşme imkanı yakalıyorum.  Sektörde faaliyet gösteren irili-ufaklı tüm üye işyerlerine bir noktada temas ettiğimi söylemek doğru olur.

Bazen iş modeli danışmanlığı, bazen fraud, charge-back, ödeme sistemleri, bazen de  Pazarlama faaliyetleri hakkında konuşuyoruz “yetkililerle”

Özellikle kısa dönemde hızlı büyümesine canlı tanık olma fırsatını yakaladığım “Private Shopping” modeli ile birlikte retailer tarafında “Markafoni Effect” olarak adlandırılan bir sürece girdik, şimdilerde birçoğu E-Ticaret ekosistemine girmiş olmasına rağmen çok azının beklediği cirolara ulaşabildiği bir süreci tetikledi Private Shopping.

Private Shopping’i açmak gerekirse; bu modeli benimseyen web sitelerinde, yüksek hacimle ürün satan retailer’ın “–bu işi kendimiz neden yapmıyoruz?” diyerek, plansız, programsız sektöre girmesi olarak özetleyebiliriz. İşte tam bu noktada Elektronik Ticaret’in sadece web sitesi açmaktan çok daha farklı bir olgu olduğu gerçeği ile karşılaşıyor retailer. Bu iş sadece web sitesi açmaktan ibaret olsaydı; sayabileceğimiz e-ticaret yapan işyeri adeti “15-20”’yi geçmezdi. Oysa ki 3.000’in üzerinde bu işi yapan web sitesi bulunuyor.

En belirgin eksikliğin yukarıda da vurgulamaya çalıştığım  “yetkili” addedilmiş iş kolunda olduğunu söyleyebilirim. Bu eksiklik dolayısıyla vizyonel sorunları da beraberinde getiriyor. Bir araya geldiğimiz ekip çoğunlukla Finans müdürü, Muhasebe müdürü, IT Müdürü vb. fonksiyonel departmanlardan oluşuyor. İşin asıl sahibi olması gereken, online dünyayı ve dinamiklerini bilen Elektronik Ticaret Yöneticileri’ni bu şirketlerde görme imkanı çoğu zaman yakalayamıyoruz. Küçük bir ihtimal böyle bir pozisyon varsa bile; görevi site, banner tasarımıyla sınırlı kalıyor. (O yüzden ara ara Elektronik Ticaret yöneticisinden ne anlıyorsunuz diye sorarım Sosyal Medya’da)


Garanti’den Direkt Bankacılık Deneyimi

En ufak bir şeyi bile kişiselleştirme arzusunda olduğumuz şu dönemde, bankacılık işlemlerini de müşteri deneyimi ile şekillendirebilen Garanti’nin yeni platformunu kullanma fırsatı buldum.

Yeni uygulama ile, vakit geçirmekten keyif aldığınız web projelerini anımsatan bir banka ile karşılaşıyor ve hemen keşfe dalıyoruz. Bu tip yeni nesil arayüzlere alışık olmayan kesimin ilk etapta zorlanabileceğini düşünüyor olabilirsiniz. Lakin hemen herkes Facebook kullanıyor değil mi?

Emeği geçen tüm dostları bu vesileyle de tebrik etmiş olalım. Bu uygulamanın Garanti Bankası web projelerinde de bir standart olarak kabul edileceğini söylesek, sanırım yanlış olmaz.

New Internet Banking Platform : Garanti Direct from Deniz Güven on Vimeo.


MasterCard E-Ticaret Günü Bölüm 2 – Debit Kartlar ile E-Ticaret

“MasterCard e-Ticaret günü”nün gündem maddelerinden, debit kartların online alışverişlerde kullanımına ilişkin sektördeki son durumu paylaşmak istiyorum.

Öncelikle bunun yeni bir şey olmadığını, kısa bir süre öncesine kadar debit kartlarla online alışveriş yapabildiğimizi belirtmekte fayda var. Geçtiğimiz yıl, bu kartları 3D Secure akışına yönlendirmeyen ülkeler, lisansör kuruluşların da uyarısıyla kartlarını online alışverişe kapatarak, teknoloji tarafında bu geliştirmeleri yapmaya başladı. Bunun nedeni; debit kartlarla yapılan alışverişlerde charge-back (ters ibraz) kurallarının kredi kartlarındaki kart net olmamasıydı. Bu durum güvenlik endişesiyle kredi kartı numarası vermek yerine, debit kartıyla online alışveriş (CNP) yapan bir müşterinin kredi kartına oranla daha riskli bir işlem yapmış olabileceği anlamına gelebiliyordu. Bilindiği üzere charge-back kuralları büyük oranda kredi kartı sahiplerini korur.

Bu geliştirmeler sırasında Türkiye’de debit kartlar ile online ödeme yapmaya olanak sağlayan tek ödeme yöntemi BonusPay oldu. Bu uygulama alışverişler şifreli sonlandırıldığı için; kart sahiplerinin ve üye işyerlerinin korunaklı olduğu, cep telefonundan ödeme yapmaya/almaya olanak sağlayan alternatif  bir ödeme yöntemi olarak dikkat çekti. Bu uygulamanın 2011 yılında adından sıkça söz ettireceğini belirtmekte fayda var.

3D Secure akışına konu olan geliştirmelerin tamamlanmasıyla, bankalar debit kartlarını yeniden online alışverişe açmaya başladı. Bu geliştirme debit kartların yalnızca 3D Secure ile online alışveriş yapabilmesine olanak sağlayacak, 3D Secure kullanmayan veya kullansa bile debit kartların BIN numaralarını 3D akışına yönlendirmeyen işyerleri,  bu kartlar ile ciro geçiremeyecekler. Bu kartları ekosisteme dahil edebilmek için; işyerlerinin de mutlaka küçük bir geliştirme yapması gerekecek kısacası.

Türkiye’de kullanılan 69 milyon debit kart olduğunu düşündüğümüzde (kredi kartından çok daha fazla) bu kartların ve dolayısıyla kullanıcılarının e-ticaret’le tanışması, bir bariyerin daha yıkılması ve son iki yıldır etkisini hissettiğimiz kartopunun büyüyerek yoluna devam etmesi anlamına gelecek.

Aşağıdaki tablo gidebileceğimiz ne kadar yol olduğunu göstermesi açısından önemli. 2009 yılında İngiltere’de kartlı ödemelerin %48’i debit kartlar üzerinde gerçekleşmiş. Türkiye’de bu oran “0” gerçekten de ciddi fırsatlar var değil mi?



MasterCard E-Ticaret Toplantısından Bölüm 1 – Online Alışveriş Frekansı

Şubat ayı başında MasterCardın düzenlediği e-Ticaret günü toplantısına sektörden de birçok isimle birlikte katılım gösterdim. Toplantıyı diğerlerinden ayıran en belirgin özellik, lisansör kuruluş, üye işyeri, banka ve sektör profesyonellerini bir araya getirmesiydi. Uzun zamandır bir araya gelemediğim dostlarla görüşme imkanı yakaladığım gibi, kahve aralarında işyerleri ile projeler ve yeni geliştirdiğimiz birkaç ürün hakkında konuşma imkanı da buldum.

Altını çizmek istediğim birkaç nokta ile ilgili sunumlardan kesitler paylaşarak bölümler halinde yayınlamak istiyorum.

İnternet üzerinden ne sıklıkta alışveriş yapıyoruz?

Masterindex 2010’dan alınan veriler ışığında internet üzerinden alışveriş sıklığının ortalama “1″ adet olduğunu görüyoruz. Grup Alışveriş ve Private Shopping efekt ile birlikte 2011 yılında bu ortalamanın yükseleceğini söyleyebiliriz. Popüler iki iş modeli Türkiye’de 3.5 mio seviyelerinde olan internet üzerinden alışveriş yapan kullanıcı sayısını kısa süre içerisinde 4.5-5 mio seviyelerine çıkardı. Her geçen gün devlet kurumlarının da bu işe ağırlık vermesiyle birlikte internet üzerinden ödeme yapan kullanıcı sayılarında artış gözlemliyoruz. Bu artış şüphesiz yılların süper mağazalarının trafik ve cirolarına olumlu katkı sağlıyor. Başka bir deyişle pastayı büyütüyor.

Grafiği incelediğimizde sevindirici haberin 15-19 yaş arası kullanıcıların alışveriş frekansında gizli olduğunu görüyoruz. Bu kullanıcılar ayda “4.2″ adet alışveriş yapıyor. Bu işlemlerin sepet ortalaması düşük olsa da 2012 yılında maddi bağımsızlıklarını kazanarak sektörü büyütmesini beklediğimiz kuşağın ayak seslerini duyduğumuzu söyleyebilirim. Facebook Credits, Prepaid (ön ödemeli), kartsız ödeme gibi yeni nesil birçok araç bu neslin ciro içerisindeki payını yavaş yavaş artırıyor olacak.

Online dünya da alışveriş sıklığı ile fiziksel dünyada kredi kartı kullanım sıklığını karşılaştırdığımızda ise; fiziksel dünyadaki ayda “9.4″ adetlik alışverişe ulaşabilmek için gidilecek çok yol olduğunu görüyoruz. Yeni müşteri kazanım maliyeti de göz önüne alındığında e-ticaret yapan işyerlerinin birinci önceliğinin yeni üye, müşteri kazanımından ziyade, mevcut müşterilerinin verimliliğini artırmak olması gerektiğini düşünüyorum. Web 2.0′ın ardından Semantik web’in konuşulduğu şu günlerde müşteri izlerini takip ederek, müşteri özelinde aksiyon almanın en kolay olduğu ortamın sanal mağazalar olduğunu söyleyebiliriz.

Sevgili Mahir’in organizasyona ilişkin yazısı için;  http://interneticaret.blogspot.com/2011/02/masterindex-turkiye-eticaret-odeme.html



2. Bölüm Debit Kartların internet üzerinden kullanımı, 3. Bölüm ise; 3D Secure kullanımı, kart sahipleri ve işyerlerinin 3D’ye bakış açısıyla ilgili olacaktır.

 


Mobil Cüzdan’a Kavuştuk! BonusluAvea

Mobil cüzdan konusu yıllardır gündemi meşgul eder.  Iphone, Android’li cihazlar, Blackberry,  tablet gibi akıllı cihaz sektöründe yaşanan patlama, yaygınlaşan NFC (yakın saha iletişimi) destekli POS cihazları, tüm işleri için cihazlarında bir uygulama bulabilen tüketici algısında yaşanan değişim, tüm partilerin yeterli olgunluğa ulaştığı bir ortamı beraberinde getirdi.

Garanti Bankası ve Avea’nın birlikte ortaya çıkardığı, Aralık ayı başında Paris’te düzenlenen Cartes Fuarı‘nda lansmanı yapılan BonusluAvea ile birlikte nihayet banka kartı ve GSM operatörü entegre çalışmaya başladı. Hayatımızı büyük ölçüde kolaylaştıracak bu uygulamanın ardından diğer banka ve operatörlerinde yakın zamanda bu uygulamaya dahil olacaklarını söylemek için çokta ileri görüşlü olmaya gerek yok diye düşünüyorum. Bu durumda cep telefonlarından şifreli giriş yapabildiğimiz menülerden  seçim yaparak, dilediğimiz kartla alışverişimizi sonlandırabileceğiz.

Telefon üreticilerinin mikro kartlar için herhangi bir yuva üretmemesinden dolayı kuyruklu bonus şeklinde doğan ürünü metal kapaklı cep telefonlarında ve iphone’da kullanabilmek şimdilik mümkün gözükmüyor. Iphone 5’lerde kart yuvası, NFC desteği şimdiden konuşulmaya başlandı. Bildiğiniz gibi Google Nexus S bu yuvayla birlikte raflarda yerini almıştı. Kısa va orta vadede  getirdiği kolaylıktan dolayı kart yuvalı cihazların tercih sebebi olacağı düşünüldüğünde, diğer markalarında bu geliştirmeyi yapması kaçınılmaz bir hal alacak gibi gözüküyor.

Uygulamanın en güzel taraflarından biri, kullanabilmek için banka müşterisi zorunluluğu aranmaması, sadece Prepaid (ön ödemeli) kart özelliği ile de BonusluAvea kullanılmaya başlanabilir. Ulaşım dahil birçok projede kullanılabilecek bu ön ödemeli kartların online doldurulabileceği web sitelerini de yakın zamanda göreceğiz gibi gözüküyor. Dönüp dolaşıp Elektonik Ticaret’e getirmek üzereyim konuyu anlayacağınız üzere.

Hızlı Linkler

Nasıl Başvurabilirim

Neler Yapabilirim

Destekleyen Cep Telefonları


Elektronik Ticaret’in Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı

13 Ocak’ta TBB‘de düzenlenecek olan muhtemel son toplantı öncesi tasarının getirdiklerine bir bakalım. Yapılan toplantılar ilgili komisyonun herhangi bir görüş isteyebilecek olmasına karşın ön hazırlık olarak yapılıyor. Herhangi bir görüş alınmadan tasarının onaylanması da mümkün gözüküyor.

Toplantının ardından notlarımı derleyip, yazmaya çalışacağım.

Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı, elektronik ticaret yapan firmalar kadar, reklam, pazarlama ve bilgilendirme faaliyetlerinde e-posta, SMS gibi elektronik iletileri kullanan tüm firmaları etkileyecek düzenlemeler içeriyor.

“Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı” 2009 yılı sonunda çeşitli kurum ve kuruluşların görüşüne sunuldu. Bu tasarı ile Avrupa Birliği’nin 2000/31 sayılı Elektronik Ticaret Direktifine uyum sağlanması amaçlanıyor. Avrupa Birliği E-Ticaret Direktifi, bilgi toplumu alanında hizmet verenlerin tâbi olacakları hükümleri ve sorumlulukların yanısıra, elektronik ortamda yapılacak sözleşme, iletiler, bilgilendirmeler ve kurallara ilişkin yükümlülükleri belirlemekte.

Kanun tasarısında, elektronik ticarete ilişkin ana ilkeler düzenlenmiş, diğer kanunlarda düzenlenen alanlara iki istisna haricinde değinilmemiş durumda. Bunlardan ilki, elektronik ticarete güvenin sağlanması ve dolayısı ile yaygınlaşabilmesi için, elektronik ortamda şeffaflık ve erişilebilirliğin sağlanması yaklaşımı ve bununla ilgili olarak öngörülen yükümlülükler. Bu yükümlülükler arasında; elektronik hizmetin alıcısının satın alacağı mal ya da hizmeti tanıyabilmesi, onu yanıltabilecek bilgilerin önüne geçilmesi, sözleşmenin sonradan erişilebilir kılınması ve hataların sonradan düzeltilmesine imkan verilmesi gibi konular yer almakta.

Yasalaşması beklenen yeni tasarıya göre, elektronik ortamda işlem yapacak olan kişiler, bir internet sitesinin kime ait olduğunu, firma iletişim bilgilerini, bu sitede nasıl işlem yapılacağını görebilmeli.  Sözleşme metni, bu sözleşmeye daha sonra ne şekilde ulaşılabileceği bilgileri kullanıcılar ile açıkça paylaşılmalı. Diğer taraftan, elektronik ortamda yapılan iş, belirli bir meslek grubunu işaret ediyorsa (doktorlar, eczacılar gibi) ve bu meslek mensuplarının uymakla yükümlü olduğu birtakım davranış kuralları varsa, bu tür etik kurallara nereden ulaşılacağı sorusunun cevabına da web sitesi üserinden erişilebilir olmalı.

Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısında yer alan ikinci önemli alan ise istenmeyen (spam) e-posta ve SMS gönderilerine ilişkin. Bir e-posta listesine üye olmadan ya da izni ve haberi olmadan bir kişiye gönderilen elektronik iletiye “spam” denir. Yasanın genel gerekçesinde Türkiye’nin istenmeyen elektronik postaların yayıldığı ülkelerin başında bulunduğu belirtilmiş. E-posta gönderimi için izin alınması konusunda, dünyada belirlenen iki sistem var. Bunlardan ilki önceden izin alma koşuluna dayanan “opt-in”, diğeri ise,  herhangi bir mesajı “bundan sonrası için almayı reddetme hakkı” olarak tanımlanan “opt-out”.  Tasarıda Avrupa Birliği’ne üyelik süreci ve uyum çalışmaları göz önüne alınarak istek dışı elektronik iletiler ile ilgili bölüm önceden izin alma yöntemine göre hazırlanmış, yani mesajın reddi yerine önceden izin alınması şartı getiriliyor. Buna paralel olarak, herhangi bir andan itibaren bu mesajları almama yolu ve bilgisi de kolay, erişilebilir ve ücretsiz olmalı.

E-posta gönderimindeki tek istisna, tacir ve esnaflara önceden izin alınmaksızın ticari amaçla reklam gönderilebilir olması.

Yeni yasa tasarısına göre, bu maddelere aykırı hareket edenlere uygulanacak idari para cezası 100.000 TL’ye kadar çıkabiliyor. Örneğin tasarı kapsamında değişiklik yapılan Haberleşme Kanunu’nun 50. maddesinin 5. fıkrasına göre; “Abone ve kullanıcılarla, önceden izinleri alınmaksızın otomatik arama makineleri, fakslar, elektronik posta, kısa mesaj gibi elektronik haberleşme vasıtalarının kullanılması suretiyle doğrudan pazarlama, siyasi propaganda veya cinsel içerik iletimi gibi maksatlarla istek dışı haberleşme yapılamaz. Abone ve kullanıcılara, verdikleri izni geri alma hakkı kolay ve ücretsiz bir şekilde sağlanır. Bu maddeye aykırı hareket edenlere 10 bin TL’den 100 bin TL’ye kadar idari para cezası verilir.”

OPT-IN Nedir?

“Opt-in” elektronik iletilerin ilkinde dahi önceden izin alınması yöntemidir.

OPT-OUT Nedir?

Alıcıların ilk elektronik postadan sonra reddetme hakkını kullanmasıdır.

Kanun tasarısının tam metnine aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.

http://www.kgm.adalet.gov.tr/gg/etic.pdf

Kaynak: eticaret.garanti.com.tr


Online Alışverişin Popüler Ürünleri Değişiyor, Karlılık Artıyor!

Arda Kutsal ve ekibi sayesinde çok değerli bir organizasyona ev sahipliği yaptı İstanbul. Kasım ayı başında düzenlenen bu organizasyonda Dijital Ekonomi ve Sosyal Medya masaya yatırıldı. Birbirinden değerli konuk ve konuşmacıların yer aldığı oturumlarda birçok ana başlığı, trendi derinlemesine inceleme, tabir’i caizse sektörün ritmini birlikte yakalama fırsatı bulduk. Program detayına buradan ulaşabilirsiniz.

Moderatör olarak katıldığım; Online Alışverişin Popüler Ürünleri Değişiyor, Karlılık Artıyor! başlıklı oturumda, Türkiye Elektronik Ticaret pazarında en hızlı farkındalık yaratan iki modelin güçlü oyuncuları ile birlikte, iş modellerinin avantajlarından, risklerine, pazara giren oyunculara önerilerine kadar birçok konuda fikir alışverişi yapma şansı yakaladık. Webrazzi ekibi video’ları ekleyince buradan da paylaşmaya çalışacağım.

2011 yılında farklı açılımları da beraberinde getirecek bu iki modelle ilgili hemen her organizasyonda, blog yazısında bir şeyler bulmanız mümkün. Şimdilerde E-Ticaret denilince akla bu iki model geliyor olsa da zamanında E-Ticaret’in çok daha büyük bir pasta olduğundan bahsetmiştim.

Grup Alışveriş modeli ile ilgili birkaç fikri de tekrar paylaşmakta fayda var. Gördüğüm risklerin başında; giriş bariyerinin düşüklüğünden dolayı düşen kar marjları, artan rekabet, sadakat yaratmanın zorluğu, işyerlerinin bekledikleri dönüşleri alamaması dolayısıyla ikinci, üçüncü kampanyaya istekli olmamaları  gibi başlıklar yer alıyor.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13  Scroll to top