CVV2 / CVC2 / CID – Neden Kredi Kartının Arkasında?

İnternet üzerinden sipariş vermekten korkan bir toplumda yaşıyoruz. 7 yıllık çalışma hayatımda, teknoloji ile iç içe olan, e-ticaret’le ilgilenen, hatta e-ticaret dersi veren kişilerin, iş online sipariş vermeye geldiğinde: çekimser davrandığını, alışılageldik şekilde siparişlerini sonlandırdıklarını gördüm. Burada konuyla ilgili bir şeyler var.

Klişe bir laf vardır. “İnternet üzerinden verilen sipariş normal yollarla verilen, özellikle de kredi kartının “garsona, kasiyere” teslim edildiği siparişlerden çok daha güvenlidir…

Kesinlikle doğru; kart sahibi bankalar internet üzerinden verilen siparişlerde herhangi bir muhalefet olması durumunda, büyük oranda kart sahibini haklı bulur. Kart sahibinin yanında yer alır. Burada çeşitli önlemler alması gereken kart sahibinden çok, sanal pos kullanıcısı üye işyerleridir.

Kredi kartları fiziksel ortamda neden güvenli değil?

Kredi kartlarının arkasında yer alan; CVV2 / CVC2 / CID şeklinde kart sahibi şirket tarafından adlandırılmış 3 haneli güvenlik numaralarını bilirsiniz. Bu numaralar her ne kadar güvenlik numarası olarak adlandırılmış olsalar da hiçte güvenli olmayan bir yerde, kartın hemen arkasında yer alır.

Bu durum fiziksel ortamda kredi kartının çok hızlı bir şekilde kopyalanarak, internet üzerinde veya mail order ile kullanılması anlamına gelmektedir. Yaşanan dolandırıcılıkların tamamına yakını fiziksel yollarla ele geçirilen kredi kartı işlemlerinden oluşmaktadır.

Güvenlik numarasının kredi kartının arkasında olmadığı, kredi kartı şifresi gibi güvenli yollardan edinildiğini bir düşünün. Alın size 3-D Secure

Maalesef Master ve VISA ‘nın kart kabul kriterleri içerisinde bu haliyle yer alıyor kredi kartları, yakın zamanda değişir mi? Bir şey söylemek zor.


Fiyat Karşılaştırma Değil, “Karşılaştırma”

Beni tanıyanlar, bloğumu takip edenler, çeşitli konferans / seminerlerde kısacıkta olsa sohbet ettiğim insanlar sıkı bir Tio fanatiğimi olduğumu bilir. Geçtiğimiz ay Tio’dan ayrılıp Garanti Bankası’na, eski yuvama dönmüştüm.

Bu yazıda amacım Fiyat Karşılaştırma’yı biraz daha çeşitlendirebilmek, özellikle Türkiye’de yer alan örneklerin karşılaştırma fonksiyonlarını nasıl zenginleştirebileceklerine biraz olsun değinmek olacak.

Öncelikle “Fiyat Karşılaştırma” sitelerinin ürün fiyatı bazında, ilgili ürünleri listeleyerek, en ucuzdan en pahalıya doğru  sıraladığını biliyoruz. Sadece bu modelle yola çıkıldığında büyük ölçekli B2C’lerin “ben daha pahalıyım ama satış sonrası desteğim ile fiyat rekabetinde avantaj sağlıyorum” dediğine tanıklık eder, yukarıdaki yapı gibi sadece fiyat kaşılaştırmasına yönelik bir yapı içerisinde yer almak istemediklerini görürsünüz.

Son kullanıcının (C) eksikliğini büyük ölçüde hisettiği; satıcının belirli kriterler ile değerlendirilmesidir.

  • Müşteri Hizmetleri
  • Tedarik Süreci
  • Ambalaj
  • Garanti
  • Ulaşılabilirlik
  • Ödeme Seçenekleri
  • Ürün Çeşitliliği buna örnek olarak gösterilebilir.

Şikayetvar gibi, ismi ile paralel sadece şikayetlerin yer aldığı siteleri ziyaret ettiğinizde; bu firmalar ile ilgili onlarca şikayet bulmanız doğaldır. Bu ve muadili sitelerden olumlu feedback beklemek hayalcilik olurdu.

Fiyat “Karşılaştırma” sitelerinden beklentim. Ürün satın alan kullanıcılara zorla da olsa yukarıdaki mini anketi uygulatıp, sektör için çok faydalı olacağına inandığım veritabanını oluşturmaları yönünde,

Sahibinden.com’dan aşağıdaki gibi bir mail aldım. Hizmet kategorilerini de açmışlar. Bu alandaki eksiği gördükleri için; Sahibinden yetkililerini tebrik ediyorum.

Buradan haraketle Fiyat “Karşılaştırma” siteleri bünyelerinde başka neleri barındırabilir bakalım.

  • Araba Karşılaştırma; araçlar sınıflarına göre listelenerek, tüm özellikleri ve fiyatları kaşılaştırılabilir. Burada ilgili araçlar ile ilgili yorumlar ve çeşitli istatistiklerede yer verilmeli, kampanya test sürüşü vb verilebilir kullanıcıya
  • Uçak bileti karşılaştırması; yiyecek / içecek servisi, rötar istatistikleri, kaç kg bagaj alıyor. Lounge hizmeti, ne kadar mil kazandırıyor, uçak tipi vb birçok filtre uygulanabilir. Sadece fiyat yine yeterli değil
  • Tatil Karşılaştırma; özellikle tatile çıkacağınız zaman anlarsınız mevcut sitelerin ne kadar yetersiz olduğunu, tüm oteller 5 yıldızlıdır. 10 tane farklı site açıp karşılaştırmazsanız; hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.
  • Yurt dışı seyehat
  • Eğitim karşılaştırma
  • etc – bu alana önerileri ekleyeceğim.

Eskiden olsa bunları nasıl handle yönetebileceğimizi düşünür, projelendirir, döküman hazırlamaya başlardım. Şimdi düşünmüyor, sadece yazıyorum. Böylesi çok daha kolay :)


Amazon’dan bir yenilik: Universal Wish List Button

Birikmiş RSS’lerimi temizlerken Sn. Savaş Şakar’ın sitesinde aşağıdaki habere rastladım. Son paragrafta bahsi geçen; wish listte yer alan ürün birisi tarafından alındığında “alındı” ibaresinin gösteriliyor olmasının bir sonraki boyutu da; fonksiyonun, kim tarafından alındı? Ne kadara alındı? Alana soru sor vb. araçlarla sosyalleştirilmesidir.

Amazon bir yeniliğe daha imzasını attı: Universal Wish List Button. Yani türkçesini söylemek gerekirse “Genel İstek Listesi Butonu” diyebiliriz herhalde. Bu yeni araç ile herhangi bir eticaret sitesindeki ürünü amazon’daki İstek Listenize ekleyebiliyorsunuz.

Butonu tarayıcınızın bookmarks(favorilerim) çubuğuna ekliyor, beğendiğiniz ve daha sonra alacağınız bir ürün gördüğünüzde “Add to Wish List”(İstek Listeme ekle) yaparak ürünü kaydediyorsunuz.

Aslında istek listesi uygulamaları kişilerin almak istedikleri ürünleri unutmamaları için planlanmıştı ama      daha sonradan başkalarının size ne hediye alacağını belirlemede ve hatta evlenen çiftlerin ihtiyaçlarını girerek tanıdıklarına gidip bunlardan istediğinizi bize alabilirsiniz uygulamalarına kadar gelmişti. Hatta bu tip uygulamaların en güzel tarafı birisi o ürünü alıp size gönderdiğinde diğeride aynı ürüne yöneldiğinde “alındı” diye uyarması.


Vakıfbank Bayram Kredisi – Logo Değiştirmekle Olmuyor!

Ramazan dolayısıyla birçok bankanın bayram / ramazan kredi kampanyaları yaptığını görüyor, takip ediyoruz. Çok ucuz faizli ilk reklam geçen yılda olduğu gibi Vakıfbank’tan gelmişti. Vakıfbank’ta yaşanan büyük değişikliğin(!) ardından acaba geçen yıla oranla herhangi bir değişiklik var mıdır? Yoksa sadece logo mudur değişen diyerek küçük bir araştırma yaptım…

Öncelikle bahsi geçen oran sadece 4.000 YTL’ye kadar geçerli. Faiz tablosunu aşağıda bulabilirsiniz.

Faiz tablosu

Bunun ardından kredi alabilmek için iki ön koşul var; son çalıştığınız iş yerinde en az 12 aydır çalışıyor olmak ve en az 18 aydır sigortanızın ödeniyor olması gerekiyor ilgili krediyi alabilmek için. 30 senedir durmaksızın çalışıyor olsanızda son iş yeri baz alınıyor.

Bu iki ön koşulu benimseyemedim. Çok daha genç ve dinamik olacağını söyleyen bir bankaya yakıştıramadım açıkcası, bu arada müşteri temsilcisinin tutumunu anlatmak dahi istemiyorum. Ne alternatif bir çözüm ne etkili iletişim nede benzeri bir şey. (beşiktaş şube)

Biz reklamlarda gördüğümüz Vakıfbank’ı istiyoruz. Gençleş artık Vakıfbank!


Kredi Kartlarının Doğuşu ve Dokun Geç Kartlar (PayPass)

Garanti Bankası ile hayatımıza giren, Bank Asya reklamları ile pekişerek merak uyandıran, oldukça kullanışlı Dokun Geç kartlardan bahsetmek istiyorum.

Önce kredi kartları nasıl doğduğuna bir bakalım mı? Yıl 1887 Boston’da ünlü bir tüccar yine ünlü bir lokantada yediği yemeğin ardından, üzerinde para olmadığını fark eder. Kartvizitinin arkasını çevirerek daha sonra ödenmek üzere borcu olan tutarı yazar ve imzasını atar. Bu olay kredi kartlarının doğuşu olarak kabul edilir.

1894’te ilk kulüp üyelik kartları çıkarılırsa da bir banka tarafından kart basılması 1951’i bulur (National Bank) aradan geçen uzunca zaman zarfında nasıl akıl edilemediği merak konusu :)

Türkiye’ye ilk kredi kartı, bireysel anlamda Pamukbank Prestige ile gelir. (1987) Enteresan olan, Türkiye’de ilk Elektonik Pos cihazının 1991 yılında kullanılmaya başlanmasıdır. Bu 4 yıl boyunca birçok araç kiralama şirketinde gördüğünüz slipler ve bankaların otorizasyon merkezlerinin üzerindedir yükün tamamı. Neyse ki BKM’nin kurulması ile birlikte bu sıkıntılar çabuk atlatılmıştır. (1990) O dönemi yaşayan bankacıların bu dönemi hiçte "çabuk" olarak nitelendirmediklerini tahmin ediyorum :)

Dokun Geç Kartları incelediğimizde;

MasterCard => Paypass

sticker

Visa => Pay Wave

American Express => Expressway olarak adlandırmış ürünlerini.

Türkiye’de yapılan harcamaların %36’sının halen nakit olduğu düşünüldüğünde; nakite oranla %64 daha hızlı olan dokun geç kartların piyasada neden var olduğunu da anlayabiliriz. Amaç; bu oranı düşürmek, gerçi Türkiye’deki kayıt dışı ekonomi bu oranın en fazla %10-15 civarına düşebileceğini gösteriyor.

35 YTL’ye kadar offline işlem gerçekleştiren Dokun Geç kartlar, meblağın 35 YTL üzerinde olması durumunda merkez ile irtibata geçerek şifre soruyor. Günlük bir işlem kısıtı olmadığı için; 35 * n işlem yapılabilir. Güvenliğin arttırılması maksadıyla bu “n” mutlaka kısıtlanabilmeli. Hatta belirli kategorilerde yer allan Üye İşyerleri’ne özel kısıtlar getirilebiliyor olmalıdır.

Piyasaya ilk çıktığında; kasa görevlisi tarafından pos cihazında (paypass) herhangi bir tuşa basılmasına gerek kalmadan, kartı algılayabilen sistem, kapsama alanındaki diğer dokun geç kartlardan da ödeme alabileceği endişesiyle pos üzerinde bir buton yardımı ile çalışabilir hale getirilmiştir…

Hayatımızda değişmez bir yer edineceğini düşündüğüm Dokun Geç kartların ilk kredi kartı uygulaması Bonus Trink oldu. Şimdilerde Beşiktaş – Üsküdar iskelesinde bile kullanabiliyorsunuz.

trinkcard

Kart sayılarının artması ile birlikte, kullanılabilen "Üye İşyeri" sayısıda artacak, oldukça katma değerli bir hizmet olacaktır. Denemekte yarar var.


Altın Sim Kart Ödülleri, Blog Özel Bülteni

Uzun süredir FriendFeed’te açılan başlıklardan takip ettiğim “Altın Sim Kart Ödülleri” ile ilgili Elif Yılmaz’dan bir mail aldım. Bloglara özel hazırlanan bültenin içeriğini aşağıda yayınlıyor, bilgilendirme için Mobililetişim ve Elif’e teşekkür ediyorum.

 

Altın SIM Kart Ödülleri, cep telefonları, mobil operatörler ve mobil teknoloji kategorilerinde en iyileri belirliyor.

Yarışmayı mobil teknolojiler ve cep telefonu portalı Mobiletişim düzenliyor.

3 ana kategoriden oluşan, 20 alt kategoride, 100’den fazla aday yarışacak yarışmada.

Yarışma 5 Eylül tarihinde başlıyor

Ödüller 10 Ekim 2008 tarihinde Cebit Bilişim Eurasia fuarında yapılacak törenle sahiplerini bulacak.

Halk oylamasının yanında jüri üyelerinin oyları da sonucu belirlemede etkili olacak.

Organizasyon Takvimi

Halk Oylaması:        5 Eylül – 5 Ekim 2008

Ziyaretçilerin site üzerinden oylamalarını gerçekleştirmeleri

Jüri Oylaması:          15 Eylül – 1 Ekim 2008

Jürilerin site üzerinden oylamalarını gerçekleştirmeleri

Sonuçların Açıklanması:   10 Ekim 2008

Sonuçların siteden duyurulması ve ödüllerin Cebit Bilişim Eurasia fuarında yapılacak törenlere sahiplerine verilmesi

Yazı içi linkler

Mobiletişim

http://www.mobiletisim.com

Altın SIM Kart Ödülleri

http://www.altinsimkart.com


Reklam Yayıncıları Küçük Bloglara Destek Olmaya Başlıyor(mu?)

Birkaç blog dışında bloglardan para kazanan, emeğini ticarileştirebilen blogger yok, reklam alabilen blog sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

İnternet’te kaliteli Türkçe içeriğin yeterli olmadığını söylemesine rağmen elini taşın altına sokmak istemeyen "Reklam Yayıncıları" sonunda küçük bloglara da reklam vermeye başlayacak gibi gözüküyor.

Bir sunumda izlediğim Zap Medya ve LinkZ yetkilileri; reklam verecek kaliteli içerik bulamadıklarını, kaliteli blogların tekil ziyaretçi sayılarının, sayfa gösterimlerinin vb. yeterli olmadığını söylemişlerdi. Anlayacağınız bu yüzden portföylerine katmıyorlardı bu blogları.

Birkaç blogger arkadaşımdan aldığım haber, özelikle ZAP Medya yetkilileri tarafından bloglarının istatiklerinin sorgulandığı yönünde oldu.

İstatistikler beklediklerinden düşükte olsa umarım bu bloglara yatırım yaparlar. Bloggerlar da bu heyecanla daha hızlı ve kaliteli içerik girmeye başlar. Hem bloglar kazanır hem reklam verenler…


Elvan Sarılabileceği Bir Türk Bayrağı Bulamadı!

Televizyon açık, şirketçe 5 bin metre koşusunun başlamasını bekliyorduk, Elvan’ın en iyi ihtimalle 3. olabileceğine dair yorumlar yükseliyorduysa da herkeste bir umut, daha fazlasını bekliyorduk!

Beklediğimiz oluyor. Elvan koşunun favorilerinden birini geride bırakarak 2. oluyordu. 10 bin’in ardından bir kez daha göğsümüzü kabartıyordu. Üstelik bugün gazetelerden öğrendiğim kadarıyla bir olimpiyatta iki madalya birden kazanan tek Türk oluyordu.

İşte olan bundan sonra oluyor, Etiyopya’lı atletler Dibaba ve Defar bayrakları ile nazire yaparcasına sevinç gösterilerinde bulunurken! Elvan’ımız tribünlerden, saha kenarından yada herhangi birisinden sarılarak koşabileceği, dünyaya gösterebileceği bir Türk bayrağı bekliyor. Sonunda pes ederek ellerini açıyor, kafasını öne eğip stadı terk ediyordu. Bunu izlerken tüylerimin nasıl diken diken olduğunu anlatmama gerek yok sanırım.

Elvan’a bunu dedirtenlere helal olsun!

‘Keşke koşmasaydım’
Yarış sonrası tepkisini dile getiren Elvan, “Kimse benden madalya beklemiyordu. Ama ben inanmıştım. Altın için koştum. Statta bayrak olmamasına çok üzüldüm. Bilerek mi yapılıyor diye düşündüm. Burada 68 Türk sporcu vardı, hiçbirini tribünde göremedim. Bayrak bulamayınca keşke yarışmasaydım diye düşündüm” dedi.

Üstelik bu Elvan’ın başına ilk kez gelmiyor. Osaka’daki Dünya Şampiyonası’nda 10 binde gümüş kazandıktan sonra benzer bir durum ile daha karşılaşıyor.

Bir tarafta yıllarca bir tek madalya getiremese bile baktığımız, el üstünde tuttuğumuz sporcularımız. Bir tarafta dün televizyonda izlediğim, belediyece henüz hayattayken, adlarına 3’ü bir arada mezar yapıldığı için sevinen, 50’li 60’lı yıllarda defalarca madalya kazanan sporcularımız. Bir tarafta Elvan

Bir olimpiyatta, herhangi bir spor dalında ilk 10’a, 20’ye girememiş bir sporcunun bir sonraki olimpiyata yeniden götürülmesine karşıyım. Bizim vergilerimizle yiyip içmeyi bıraksınlar.

Bayrak krizi ile ilgiliyse yetkililere söyleyecek söz bulamıyorum. Bırakın bu işi!


Türk Web Girişimlerinin Listesi Çıkıyor!

Listenin tamamlanmasının ardından; yorumlar, reddit benzeri bir oylama sistemi, kategorizasyon, iş modellerinin kısaca anlatıldığı, Proje yöneticisi ve sponsorlarından bahsedildiği ve en önemlisi girişimlerin hepsini bir arada görebileceğimiz bir site geliyor gibi gözüküyor. Alemşah‘ın başlattığı ve devamlı güncellenen Friendfeed başlığına buradan ulaşabilirsiniz. Heyecanla takip ediyoruz.


Youtube Açıldı! Yaşasın Geleceğin İnternet’inin Önizlemesi

Bugün friendfeed’de gördüğüm bir mesajdan sonra, -yok artık yoksa bizim “site kapama eylemi işe yaradı mı?”diyerek youtube’a girmeye çalıştım. Henüz ilk denememde, üstelik alıcıların ayarları ile oynamadan (Open DNS) youtube’a girebiliyor olmak beni şaşırttı. Üstelik son derece korunaklı bir şirketin bilgisayarlarından bile girebiliyordum siteye, bu youtube’un kesin açıldığının kanıtıydı :)

DNS yasaklarının kalkması vb. nedenlerden dolayı bazı bölgeler hala erişim sağlayamıyor olabilir. Lakin 1-2 gün içerisinde Türkiye sınırları içerisinde herkes Youtube’a erişmeye başlayacaktır. Ne kadar bir süre erişiriz. 2 gün sonra yine kapanır mı, birşey söylemek zor.

Şimdi gelelim Fırat‘ın başlattığı, Selim‘in gayretleri ile birçok yerde bizden söz edilmesini sağlayan sansür eylemine; ya çok büyük bir tesadüf var, yada başardık!

Sağlıcakla kalın

Güncelleme: Dün akşam saatlerinde ve şu an Youtube’a erişemiyorum :(


Yetenek ve Dikkat Sınavları’nda Aman Dikkat!

Bankalar, büyük kurum ve kuruluşlara girmek için; türlü mülakat, sınav, sözlü vb. “IK” icadından geçeriz. Özellikle bankaların yaptığı “dikkat sınavları” -hani 60 soru için 15 dakika verilir ve ne kadar dikkatli olduğunuz ölçülür ya, işte bu sınavlarla ilgili bir iki gözlemimi aktarmak istiyorum.

Hedef Alliance Holding Bölge Satış Müdürü işe alım sınavında İTÜ’de gözetmenken yaptığımız ve adı “dikkat sınavı” olan yukarıdakine benzer bir sınavda yaklaşık 15 katılımcı cevapları işaretlemeleri gereken kısmın tersine, yanlış tarafa işaretlediklerini söyleyerek yanıma geldiler. Bu talep karşısında öylece kala kaldığımı hatırlıyorum. Şüphesiz böyle bir sınavda beklemediğim bir hataydı bu. İronik değil mi? O an cevapları doğru tarafa işaretlemeleri için zaman versekte, devamında IK yetkilileri tarafından sınavlarının geçersiz sayıldığını biliyorum.

Bugün benzer bir durumla daha karşılaştım ve yazma ihtiyacı hissettim. Çıkardığım ders, “yaptığın işler ne kadar doğru, iyi olursa olsun doğru sunamıyorsan hiçbir anlamı kalmayabiliyor.”

Ne alaka demeyin! İş başı yapmayı beklediğim şu günlerde herşeyden bir ders çıkarmaya çalışıyorum :)


Weblebi.com Kapanmış

Uzun süredir maddi sıkıntı içerisinde olduğunu duyduğum Weblebi.com bugün itibariyle kapanmış. 2003 yılından beri faaliyet gösteren Weblebi, B2C denilince akla gelen 5 siteden birisiydi. Kendi sitesinde kapanma ile ilgili bir açıklama yer alıyor.

Benim merak ettiğim, ilgili açıklamanın 2. maddesinde yer alan;

“Şayet verdiğiniz siparişiniz Weblebi.com tarafından henüz kargo şirketine teslim edilmemişse, tüketici olarak öncelikle yapmanız gereken sitemizden yapmış olduğunuz alışverişte kullandığınız kredi kartının bağlı olduğu bankaya bir itiraz dilekçesi yazarak ilgili tutarın kredi kartınıza iade edilmesini talep etmektir.”

Yapılan siparişler neden firma yetkilileri tarafından sanal pos yönetim ekranlarından iade edilmiyor da chargeback sürecinin başlatılması isteniyor. Bilindiği gibi yapılan chargebackler firmanın bankalar tarafındaki kredibilitesini etkiliyor. Ayrıca sanal posun bağlı bulunduğu şube, her chargeback için ayrıca bir maliyete katlanıyor.

Konu ile ilgili bankaların tutumunu merak ediyorum.
Güncelleme: Uyarı mesajı kaldırılmış 06.08.2008


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12  Scroll to top