Deprecated: Methods with the same name as their class will not be constructors in a future version of PHP; wpauHelper has a deprecated constructor in /home/emreguze/domains/emreguzer.com/public_html/wp-content/plugins/wordpress-automatic-upgrade/wpau_helper.class.php on line 22
Covid-19 | Emre Güzer

Bundan Sonra?

Ölmez sağ kalırsak birçok konuda hayatımızda farklı davranış biçimlerinin bizi beklediği yeni bir gerçekliğe gözlerimizi açmanın arifesindeyiz. Arifesindeyiz diyorum ben de dahil bu konularda fütürist fütürist konuşan, 50-100 yıllık projeksiyonlar çizen insanların bu en basit “eşitleme” algoritmasının, yani ölümün insanoğlunca bir kez daha alt edileceğini düşündüren de sanırım şimdiye kadar bunun başarmanın türlü yollarını bulabilmiş olmamız.

Düşünsenize aslında öyle bir türüz ki doğumdan itibaren en az 10 hatta bazen 30-40 yıl ebeveynlerinin aşırı ilgisine ihtiyaç duyan, kendi kendine yetemeyen, sanki özellikle 80-100 yıl yaşaması istenmemiş bir tür insanoğlu. Bildiğiniz üzere bu sistemi hack’ledik, yani kırdık. İki tane erkek çocuğum var. Küçüklüklerinden beri arkamızı döndüğümüz an ilk yaptıkları şey ya baş aşağı yataktan kendilerini atmaya çalışmak, ya da parmaklarını prize sokmaya çabalamak. Oysa doğadaki diğer canlılar da böyle midir bu?

Fütürist değilim aksine 20-30 yıl sonrayı tahmin etmekten ziyade önümüzdeki 3-6 aylık süreleri öngörmeye ve yatırım yapmaya inanırım. 3-6 aylık sürelerde ilgili söylediklerinizden ve yaptıklarınızdan sorumlusunuzdur. 30 yıl sonra arabalara uçacak derseniz kimse sizi 2000’li yıllarda çağırıp -hani arabalar uçuyordu diye sormaz. Teknoloji her 5 ile 10 yıllık dilimlerde farklı bir yöne kırılır ve hep bir tipping point (kırılma anı, devrilme anı) vardır. İçinde bulunduğumuz bu durumda birçok konuyu farklı bir yöne doğru evirecek. Bu konularla ilgili birkaç farklı başlıkta notlar almıştım. Burada da paylaşmakta fayda var.

Gizlilik, Sağlık & Eğitim

  • Orwell’in 1984’ünde tasvir ettiği her şeyi gören otorite artık çok da ütopya değil gibi değil mi? Güney Kore gibi birçok farklı ülkede bu otorite, insanları takip etmek, vücut ısılarını ölçmek, o anda nerede olduklarını bilebilmek, nabız hızı vb konularda superior (üst) haklar elde etti bile. Bu hakları geri bırakmak istemeyeceklerdir kolay kolay. Söz konusu sağlıksa gerisi teferruat mıdır? Göreceğiz.
  • GDPR, KVKK gibi hayatımıza son birkaç yılda giren kavramlar köklü değişikliklere uğrayacaklar
  • Sosyal Mesafe ve insanların yeni edindiği el yıkama alışkanlığı(!) sayesinde grip gibi hastalıklarda azalma olabilir, belki hayatımızdan tamamen çıkacak hastalıklar olacaktır.
  • Sosyal devlet anlayışı en azından sağlık sektörüyle birlikte hemen her yerde etkisini hissettirecektir.
  • Sadece eğitim sistemimizin değil, eğitmenlerimizin de ne denli geri kalmış olduğuna ilk kez canlı tanık olduk. Devlet okullarından kalbur üstü okullara hemen her yer problemli. 10 yıllardır inovasyon bekleyen eğitim sistemi de bundan sonra aynı olmayacaktır.

İş Hayatı, Yeni İş Modelleri

  • İşletmeler dijitalleşmenin Zoom’la video konferans yapmak olmadığını fark ettiler karantinanın 3. Haftası ile birlikte. Süreçler gerçekten dijitalleşecek ve en az insan ihtiyacı ile sürdürülebilir işler yaratmak ana hedeflerden birisi olacak. Bu da algoritmaların iş hayatında yaygınlaşma sürecini hızlandıracak.
  • Islak imza, kaşe, yüz yüze onboard (müşteri edinme) vb süreçler sadece işletme tarafında değil devlet destekli regülasyonlar ile ortadan kaldırılacak. Daha geçtiğimiz günlerde, torba kanun ile “ıslak imzasız“ kredi vermenin önü açıldı. Yıllardır lobi yapıyorduk önünü açabilmek için.
  • İnsanlar yöneticilerinden ve çalıştıkları şirketlerden daha şeffaf, kendi personeli odağında süreçler bekleyecek. Özellikle eski nesil, ben merkezli, yüksek egolu yöneticilere daha az tahammül edecek çalışanları. Birçok çalışan için çalıştıkları kurumun gerçek yüzünü gördükleri bir süreç oluyor.
  • Dijitale taşınamamış konvansiyonel şirketlerde ve dijital doğmasına rağmen günün şartlarını yakalayamayan hantal şirketlerde disruption (yıkıcı inovasyon) çok daha fazla hissedilecek ve bu yeni Dünya’ya doğan modeller çok hızlı pazar payı ve kullanıcı alacaklar bu işlerden.  
  • Yüz yüze toplantıların büyük kısmı artık yerini online konferanslara bırakacak ve ortalama toplantı süresi muhtemelen 1 saatten 35-40 dakikaya düşecek. Yüz yüze toplantı yapmaya ısrar edenler ayıplanacaklar belki
  • Çalışanlar haftanın birkaç günü evinden çalışacak, zira özellikle İstanbul gibi şehirlerde yolda ömür geçiyor.
  • Az kaynakla hayatta kalma refleksi olan, hızlı büyümesine rağmen birçok konuda karışık ülkelerden çıkan girişimler ve profesyoneller bu travmayı çok daha hızlı atlayıp global işler yapmaya başlayacaklar. İngiltere, Almanya, Fransa, Danimarka gibi ülkeler ile Türkiye’nin travmayı atlatma süresi arasında muhtemelen dağlar kadar fark olacak.

En azından bizim dönemimiz için, hemen herkesin ortak bir kaygıda buluştuğu, tek millet gibi  empati yapabildiği, belki daha önce kaybettiği bazı people(soft) skill – insanlık özelliklerini yeniden keşfettiği, yer yer tüketim çılgınlığına son verdiği bir dönem. Bu dönemi daha önce de birkaç kez söylediğim gibi “kuluçka dönemimiz” olarak adledip en güçlü şekilde, mümkünse bazı yeteneklerimizi keskinleştirerek bu durumdan çıkmak elimizde.

Sağlıcakla kalın.

Covid-19 döneminde kartlı ödemelere ilişkin analiz, biraz fintech biraz da girişimcilik.

Tarihimiz boyunca birçok örneği olmasına rağmen tüm Dünya’nın hazırlıksız yakalandığı Covid-19 karantinası boyunca Türkiye’de kartlı ödemelere ilişkin BKM tarafından yayınlanan verilere bir göz atmakta fayda var. Bu arada belirtmekte fayda var. Ben bu döneme karantina dönemi yerine bu musibetten insanoğlunun bir sürü güzel şeyler çıkarmasını sağlayabilecek “kuluçka dönemi” demeyi tercih ediyorum.

BKM’nin paylaştığı rakamlara çok kısa göz atar atmaz insanların bu durumu Mart’ın son haftası ile birlikte “yeni normal” olarak kanıksaması dikkat çekiyor. Nisan ayı buna biraz daha ışık tutacak tabi ama bunu anlayabilmek için sadece BKM raporlarına bakmaya gerek yok. Hemen hepimiz bu duruma çok çabuk adapte olabildik değil mi? Türkiye’de iş yapmanın bizlere kazandırdığı en güçlü kasımızadaptasyon ve hayatta kalma becerisinden başka bir şey değil bu. Bu yeteneklerimiz özellikle global iş yapan girişimler ve profesyoneller tarafından emin olun hızlı bir şekilde fark yaratıyor dışarıda. Dışarıda iş yapmadığımız için genelde ne kadar güçlü olduğunu bilmediğimiz kaslar bunlar. Bu yeteneklerinizi keskinleştirip küçük denemeler yapmayı ihmal etmeyin.

Yıllardır Türkiye’nin finansal teknolojiler anlamında yakın coğrafya hatta ABD’den daha ileride olduğunu bu bağlamda bankalarımızın en inovatif, dünya’da ilk vb onlarca ödül topladığını bilmeyeniniz kalmadı. Bazı çok güçlü kaslar belli başlı diğer kasların çalışmamaktan müteakip zayıflamasına sebebiyet verse de gerçekten parmakla gösterilecek bir bankacılık sistemine ve altyapısına sahibiz. Fintech’lerimizin de Merkez Bankası desteği ile hayatımıza girecek olan “açık bankacılık” buna müteakip yeni nesil finansal girişimler ile finansal okur-yazarlığı da arttırıp bireylerin kalkınmasına da destek olabilecek altyapılar üzerinde çalıştığını biliyoruz. Hatırlayın bu kadar gelişmiş teknolojiye rağmen bu dönemde emekli, yaşını almış insanların banka şubeleri önünde sıra olmasının önüne geçemedik. Teknolojiyi uçtan uca kusursuz/pürüzsüz süreçler ile kullanıcılar ile buluşturabilmemiz gerekiyor. Bunu nasıl çözeceğiz? Yeni nesil süreçler ile zira teknoloji artık myth değil!

Tam bu noktada önce temassız ödemelerin değişimine hızlıca bakmakta fayda var. Daha önceleri nakite karşı açılan savaş Corona ile birlikte kartlı ödemeleri de temassıza doğru evirmeye başladı. Bu mobil cihazlarla yapılan QR’lı ödemelerin ve/veya temassız ödemelerin hayatımıza girişini hızlandıracak başka bir deyişle kartların fiziksel olarak ortadan kaybolmasını 3-5 yıl kadar hızlandırabilecek bir gelişme. Yıllardır çok büyük yatırımlar yaptığımız temassız ödemeler geçen yıl Mart ayına göre neredeyse 3 kat büyümüş. 2,5 milyon kartın ilk kez temassız ödemelerde kullanılması dönüşümün de ne kadar hızlandığını kanıtlar nitelikte.

No alt text provided for this image

Şüphesiz internet üzerinden kartlı ödemeler pazarı büyümeye devam ediyor. Bu büyümenin en az 5 yıl daha yavaşlamasını öngörmüyorum. Zira gelişmiş ülkelerin gerisinde olmanın da getirdiği bir potansiyel büyüme hızı bu. Geçtiğimiz yıl Mart ayına göre %19’luk bir büyüme var. Genelde yıllık ortalama %30-35’in üzerinde kapatırız kartlı ödemelerde büyümeyi ki bu Dünya üzerinden en hızlı büyüyen ilk birkaç ülkeden birisi yapar Türkiye’yi. Girişimler için kısa bir not, bu sektörde iş yapıyorsanız minimum Pazar büyümesi x 2 hedeflemeniz gerekiyor. Pazarın kendisinin %30’lar civarında büyüdüğü bir noktada daha azına razı olmayın. 3 milyondan fazla kartın internet üzerinden ilk kez kullanılması ilerleyen dönemde b2c ve pazaryerleri de 1,5 milyon civarında yeni kullanıcıya kucak açacak demek. Bu insanların kim olduğunu iyi analiz edenler daha önce dokunabilecekler bu gruba.

Dijital ödemeler toplam kartlı ödemeler içerisinde %19’a gelmiş, bu rakam 200 milyar TL’nin üzerindeki yıllık dijital ödemeler toplamından hesaplanır. Bunun detayına indiğimizde B2C ve pazaryeri ödemelerinin tatil vb ile birlikte 50 milyar TL olduğunu öngörüyoruz. Bu da rakamsal olarak toplam ciro içerisinde bu kategorilerin payını %4’ler seviyesine çeker ki büyümek için ne kadar daha uzun bir yolumuz olduğunu görebiliriz buradan zira gelişmiş ülkelerde bu oran %11’lerin üzerine çıktı.

No alt text provided for this image

Yukarıda da belirttiğim gibi yeni nesil teknolojiler daha da önemlisi yeni nesil regülasyonların desteği ile bizler gibi Finansal teknoloji girişimlerinin önünde koşulacak uzun bir yol var. Örneğin; kartlı ödeme sistemlerine alternatif ödeme yöntemleri, bankacılık sistemlerine erişeyemeyen insanlara hızlı hesap açma, hatta kredi verebilme yeteneği. Pazaryerlerinde satış yapan fakat bu gibi durumlarda satışı düşen işletmelere, KOBI’lere farklı çözümler sadece fintech’lerimizi değil aynı zamanda dokunduğu hemen herkesi kalkındırıyor olacak. Dolayısıyla ülkelerin gündeminde bankacılık dışı finansal servisleri kalkındırmak önemli bir yer tutuyor olacak bundan sonra.

Genele baktığımızda 2020 yılının ilk yarısı özellikle işletmelerimizin sırasıyla insan, teknoloji ve altyapı açıklarını kapattıkları, ikinci yarısı ile birlikte bir sürü farklı fırsata uyandıkları hatta işlerinin tamamını ve/vaya bir kısmını pivot ettikleri bir döneme hazırlıyor bizleri. Bu yüzden kuluçka dönemi demeyi tercih ediyorum bu döneme. Bu değişimi sadece işler anlamında sınırlamamak lazım, insanlık açısından da iyi yönde öngördüğüm bazı köklü değişimler var ki o başka bir konu.

Bu dönemle ilgili uzmanlar yazıp çiziyor zaten, ek olarak kısaca şunu önerebilirim girişimcilerimize; Bunların kapısını tekrar çalın.

  • Daha önce büyük fırsat gördüğünüz fakat sizinle işbirliği yapmak istemeyen kurumlar
  • Sizinle çalışmak istemeyen, müşteriniz olmak istemeyen işletmeler
  • Ekibinize katılmayı çok sıcak karşılamayan çalışanlar (sırf yöneticisinin bu dönemdeki tavrı yüzünden bile iş arıyor olabilir)
  • Biz bunu zaten kendimiz yaparız diyen banka ve telecom operatörleri

Aldığınız cevaplara şaşırabilirsiniz. Sağlıcakla kalın.

BKM’ye bu detaylı çalışmasından dolayı teşekkür ederim. Raporun tamamını buradan indirebilirsiniz.