DigitalAge ApplePay Röportajım

Apple Pay sizce ödemeler dünyasında neleri değiştirecek?

Apple Pay’in kullandığı teknoloji aslında uzun yıllardır ülke olarak da çok ciddi yatırımlar yaptığımız Yakın Alan İletişimi (Near Field Communication – NFC) teknolojisi. Bu teknolojinin “Apple’cası” tüm dünyayı heyecanlandırmaya yetti. Aslına bakacak olursak; QR Code ve benzeri basit çözümler karşısında kan kaybeden, bir türlü bekleneni veremeyen “NFC” odaklı çözümlerin böyle bir motivasyona ihtiyacı olduğunu da söyleyebilirim.

Apple’ın inovatif yaklaşımı ve halihazırda milyonlarca kredi kartı işlemine ev sahipliği yapan online tarafta Itunes, offline tarafta Apple Store ile NFC’li ödemelerin geleceğini değiştiren bir çözümle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim.

Ödemelerde online-offline yakınsaması, çoklu kanal (omni-channel) gibi sıcak konulardan bahsettiğimiz dönemde Apple Pay’ın önemli bir mihenk taşı olacağını, rakiplerin de Apple’ın çözümüyle daha büyük bir pazarda faaliyet göstereceğini düşünüyorum. Apple  dokunuşu pazarın dramatik bir şekilde büyümesi anlamına geliyor.

Google Wallet ile kıyaslarsak artıları eksileri neler?

Google uzun süredir benzer bir çözümle piyasada olmasına rağmen erken benimseyenler (early adaptors) ve Google’ın birkaç servisinde yapılan ödemeler dışında henüz tercih edilen bir noktaya gelebilmiş durumda değil.

Her ne kadar Google Wallet daha çok servisi bünyesinde barındırıyor olsa da Apple’ın ödemelerde yarattığı kullanıcı deneyimi oldukça iyi. En basit ifadeyle; Google Wallet’da cihazınızın kilidini açıp, uygulama girmeniz ve şifre tuşlamanız gerekiyor iken; Apple’da bu akışı cihazınız uyku modunda olsa bile başlatabiliyorsunuz. Şifre yerine ise parmak iziniz yeterli oluyor.

ApplePay şimdilik kredi kartı odaklı bir sistem gibi görünürken Google Wallet, banka kartı ile ödeme, hediye kartların da cüzdan içerisinde saklanabilmesine olanak sağlıyor

ApplePay’in sadece yeni nesil telefonlarda çalışabiliyor olması (iPhone 6 ve üzeri), Android gibi tüm akıllı cihazlarda yüzde 80 pazar payına sahip bir işletim sistemini tanımaması (IOS yüzde 14), Apple’ın en büyük dezavantajı gibi görünse de 800 milyon Itunes kullanıcısının çoğunun kart bilgilerinin Apple üzerinde saklanıyor olması ve bu kullanıcıların ApplePay penetrasyonu en büyük avantajı.

Geç de olsa NFC’ye bir özellik olarak yer vermeleri NFC teknolojisinin geleceği açısında bir ivme yaratabilir mi?

Apple’ın geç kaldığını düşünmüyorum. Aksine henüz pazar oluşmadan (ihtiyaç doğmadan) NFC’ye bu denli yatırım yapan kurum ve kuruluşların aceleci davranarak ciddi efor ve para kaybettiklerini düşünüyorum. Teknoloji ile kullanıcı ihtiyaçlarını şekillendirmeye çalışmak çok ciddi yatırım, daha da önemlisi, zaman gerektiriyor. Apple çok doğru bir zamanda NFC tarafında yapılan hataları da iyi analiz ederek doğru bir çözümle hayatımıza giriyor. Giyilebilir teknolojilerle de desteklenecek NFC’li çözümler tarafında bir ivme yaratacağı kesin.

Apple Pay Türkiye pazarındaki rekabeti nasıl etkiler? Türkiye Apple Pay’e hazır mı?

Apple Pay lisansör kuruluşlar, POS (acquier) ve kredi kartı veren (issuer) bankalar ile işbirliği içerisinde çalışan, mevcut kartlı ödeme sistemlerinin inovatif yaklaşımlar ile süslenmiş, şekil değiştirmiş biçimi. Dolayısıyla mevcut uygulamaları tamamlayıcı bir çözüm olduğunu düşünüyorum. Türkiye NFC çözümlerine en çok yatırım yapan ülkelerden biri olmasına rağmen NFC okuyuculu POS sayımız henüz yeterli değil. Burada Apple’ın izleyeceği yol birkaç yerel perakende devi ile anlaşarak ApplePay’in tercih edilme oranını artırmak olacaktır. NFC çözümlerinde birincil öncelik kullanıcıları bilinçlendirmek. Türkiye’de iPhone kullanıcılarının maalesef yüzde 80’inin hiçbir aplikasyonunu güncellemediğini düşündüğümüzde önümüzde almamız gereken uzun bir yol olduğunu söyleyebilirim.


KISA KISA – İnternet Üzerinden Neden Alışveriş YapMIyoruz?

сондажиBugünlerde internet profesyonellerine sorduğum bir soru bu. –İnternet üzerinden en son ne zaman alışveriş yaptın? Aldığım cevap sizleri şaşırtabilir lakin ben hiç şaşırmıyorum. Sanılanın aksine işi gücü internet, hatta online alışveriş olan insanların internet üzerinden alışveriş frekansı 2 ayda sadece 1 kez mertebelerinde. İnternet üzerinden kredi kartını bir kez kullanmış 10 milyon kişi olduğu ve sadece “2,5 milyon” civarında bir kullanıcının buna benzer frekansta online sipariş verdiği düşünüldüğünde; sektörde beklenen sıçramanın neden gelmediği, 2014 yılının ve muhtemelen 2015’in neden konsolidasyon yılı olarak geçeceğini de bizlere göstermiş oluyor.

Peki neden online sipariş yapmıyoruz?

•    Online alışverişlerin %60’ı büyük şehirlerden geliyor. Hava güzel, alışveriş yapabileceğimiz lokasyonlar 10 dakikalık mesafede dolayısıyla bu insanları motive edebilmek kolay değil.

•    Teslimatlar halen çok geç yapılıyor. Büyük şehirlerde ikamet eden bireyin fiyat avantajı dışında bir motivasyonu kalmıyor. Birçok zaman işletmeler için haksız rekabete yol açan fiyat avantajı, online alışveriş algısını maalesef kökünden değiştirdi. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’den verdiğim sipariş ile, HongKong’tan verdiğim aşağı yukarı aynı zamanda teslim edilebiliyor.

•       Her yeni iş modeli, e-devlet uygulaması sektöre yeni giren perakende devi beraberinde alışveriş yapan yeni kullanıcıları da sektöre kazandırır. Bu yeni modellerle 2 yıldır sınıfta kaldığımızı düşünebiliriz. FMCG, Subscription ve mobil tarafta halen çok boşluk var. 2015’e geldik lakin  bebek bezi siparişiniz için her seferinde yeni sipariş oluşturmalısınız (subscription?)

Özellikle büyük şehirler dışında kalan kısma, genç nüfusa, ödeme sistemleri alanında Türkiye’nin başarılarına baktığımızda sektörün birçok fırsat barındırdığını  tabiki görüyoruz. Diğer taraftan rakamları değerlendirirken Türkiye nüfusunun %64’ünün halen aynı tencereden yemek yediğini de unutmayın. Akıllı cihaz rakamlarına bakıyorsanız, unutmayın ki bir akıllı cihaz “smartphone” ancak sahibi kadar akıllı olabilir. 35 milyon internete bağlı kabul, ama internette ne yapıyorlar? MSN kullanımında dünyanın neresindeyiz? Hayal kırıklığı yaşamamak için rakamları çapraz sorgulamayı unutmayın.

Türkiye’de ki fırsatları değerlendirecek şirketler nefesi/sermayesi güçlü olan, gelişmekte olan ülke (emerging market) refleksine sahip şirketler olacak gibi gözüküyor.

Not; Bugün bir yatırım yapacak olsam bu e-ticaret alanı değil, giyilebilir teknolojiler, mobil, insansız hava uçakları (Drone) kısaca “Donanımsal” yatırımı olurdu.

 

2013’te PayU ve Türkiye Pazarı’nda PSP’lerin Doğuşu

PayU ile birlikte Naspers ailesi ve Naspers’ın internet yatırımlarını 4 dikey segmentte yöneten Allegro Group ile tanışmamın üzerinden 2 yılı aşkın bir süre geçmiş. Henüz PayU altyapısının ne olduğunu, neler sunabileceğimizi anlamaya çalıştığım günden bugüne kadar düşündüğümüz tek şey; Türkiye’de Elektronik Ticaret ekosistemini büyütmek, yeni oyuncuları hızlı ve steril bir ortamda online dünya ile tanıştırmak, halihazırda bu işi yapan işletmelerin de iş yapış şekillerini iyileştirerek asıl işlerine odaklanmalarını sağlamaktı.

Bugün dönüp geriye baktığımda PayU olmadan sağlıklı bir şekilde e-ticarete başlayamayacak binlerce işletmeden tutun da, yine PayU sayesinde milyonlarca TL riski bertaraf eden Türkiye’nin en büyük online işletmelerine, hemen herkese temas eden bir ödeme sistemleri platformu görüyorum. Bu başarıda MasterCard ve VISA’ya kayıtlı Türkiye’nin ilk (yanılmıyorsam tek) PSP’si olan PayU’ya ve ekibime sonsuz güven duyan acquirer bankalarımızı (8) ve Sn. Soner Canko önderliğindeki BKM’nin katkısına değinmezsem olmaz.

PayU’nun başarısındaki kırılma noktası; grubun Türkiye, Rusya ve Brezilya’ya duyduğu büyük güven.  Başarılı ve yoğun bir çalışma gerektiren “lokalizasyonun” önünü açan da bu güven oldu.

Faaliyetimize başladığımız Eylül 2011’de önümüzdeki iki yol vardı. Bunlardan ilki dünya çapında başarılı olmuş birkaç çözümümüzü Türkiye’ye getirmek, diğeri tamamen Türkiye’ye özel, özel dikim bir ürün ortaya çıkarmaktı. Bugün düşününce uzun ve zahmetli bir yolu tercih ederek ne kadar doğru bir karar verdiğimizi görüyorum. Türkiye’ye değer vermiş, buna paralel değer katabilmişiz.

Birçoğunuzun bildiği gibi yaklaşık 9 aylık yoğun bir lokalizasyon çalışmasının ardından PayU Türkiye, tek entegrason, tek sözleşme, tek fiyat, tek yönetim paneli, tek mutabakat, tek vade, fraud filtreleri, 7/24 fraud monitoring ekibi sayesinde bankalardan sonra Türkiye’nin en büyük ödeme platformu oldu. Bir yıl içerisinde toplam e-ticaret cirosunun yaklaşık %7’sine ev sahipliği yaptı. 2014 yılı öngörülerimizde Türkiye’deki e-ticaretin %17’sine ev sahipliği yapacak bir platformun doğuşuna tanıklık etmiş olmak inanılmaz bir keyif. İlk işlemin yine PayU Türkiye ile aynı yaşta olan oğlum Ege’nin domain ismi olması hayatımda apayrı bir yere koyuyor ekipçe yaptıklarımızı.

Her zaman savunduğum bir görüştür bu: Ekosistemi büyütecek oyuncuların başında ödeme sistemleri, bankalar ve lisansör kuruluşlar gelir. Bunları lojistik altyapı ve gelişmişlik takip eder.

2013 yılına baktığımda;

• 4.000. işletmesi ile sözleşme imzalamış bir PayU
• Onlarca etkinliğe sponsor olmuş, birçoğunuzun adını bile duymadığı girişimcilik kulüplerini maddi ve manevi desteklemiş bir PayU
• Anlaşmalı olduğu bankalar sayesinde tüm kredi kartlarına taksit imkanı sunabilen bir PayU
• Yine anlaşmalı bankaları sayesinde tüm işyerlerine ek taksit, öteleme, vb. gibi kampanyalar sunabilen bir PayU
• PayU Bridge ile havayolu şirketlerinden, tüketici elektroniğine kadar tüm işletmelere dokunabilen bir PayU
• İşletmelerinin toplamda 5,2 milyon TL charge-back riskini bertaraf eden bir PayU
• Özellikle acquirer bankaların sektöre olan ilgisini canlı tutan, öğrenen, öğreten bir PayU
• Türkiye’ye ilk PSP’yi getiren, bu iş modelinin önünü açan bir PayU
• İş ortakları ile düzenlediği eğitimler sayesinde hiçbir gelir kaygısı olmadan işyerlerini ve sektörü eğiten, işlerini büyütebilmeleri için birçok anlaşmayı getiren bir PayU
• Türkiye’nin en iyi ekibini bünyesinde barındıran bir PayU görüyorum.

2014 yılı 2013’ten çok daha güzel geçsin. İşlerinizi büyütmek, iyileştirmek isterseniz ben ve ekibimle dilediğiniz zaman görüşebilirsiniz.

Türkiye’de E-Ticaret, Cirosu ve Ödeme Alışkanlıkları

Türkiye’de e-ticaret’e yapılan ilk yatırımın üzerinden neredeyse 15 yıl geçti. Tahminlerin aksine ilk yatırım ne Migros’un Kangurum’u, ne de Hepsiburada olarak bildiğimiz infoshop.com’du. İlk yatırım yıllar yılı sektörün odağında olacak, en ufak bir hareketi sektöre ciddi etki edecek bankalardan gelmişti.

Bu alt yapı yatırımlarının akabinde hızla yeni oyuncular piyasaya girmeye başladı. Sektör bankalardan, bankalar sektörden, lojistik sektörü her ikisinden de öğrenmeye başladı. O dönemler, henüz adı konulamamış olsa da “complementary” (birbirini tamamlayan) güçlü bir altyapısı oldu Türkiye’nin. Yıllar yılı temelleri bu denli sağlam atamayan birçok Orta Doğu ve Doğu Avrupa ülkesi büyük potansiyelerine ragmen “zorlama ödeme sistemleri“ ile e-ticaret eko-sistemlerini büyütmeye çalışacaklardı. Ukrayna ve Romanya’nın COD (kapıda ödeme) sorunsalı, Polonya’nın düşük kart kullanım alışkanlığı, Rusya’nın yetersiz ödeme sistemi ve zayıf lojistik altyapısı ve daha niceleri…

Bugün yurtdışında konuştuğumuz hemen herkes, 50 milyonun üzerinde kredi kartı, (90M+ Debit) güçlü lojistik altyapımız ve early adopters (erken benimseyen) genç nufüsumuzdan bahsediyor. Türkiye’den başka sadece Brezilya’da bu minvalde kullanılabilen taksit ve loyalty (sadakat) altyapımızın başka bir örneği daha yok. Türkiye’de geliştirdiğimiz birçok online ödeme sistemi teknolojisini Doğu Avrupa ve Batı Avrupa’ya pazarlamaya başladık. Bu bağlamda özellikle ödeme sistemleri tarafında bir işletmenin ihtiyaç duyabileceği her türlü argümana kolay ulaşabilmeniz mümkün.

Pazar’la ilgili konuşurken; aşağıdaki görselde Türkiye’nin toplam online ödemelerini ve bunun içerisindeki e-ticaret payını görebilirsiniz. Son 1,5 yıldır BKM (Bankalararası Kart Merkezi) bankalardan aldığı Sanal POS raporlarını olabildiğince doğru raporluyor. %100 doğru rapor alamamızın nedeni; yıllar yılı Sanal POS’ların bankalar tarafında “5964 MCC” (kategori kodu) ile takip edilmesiydi. O dönemler ECI (E-commerce Indicator) kullanmadığımız için; kolay yoldan, tüm işletmeleri tek bir kategori kodu altında takip ettik. Böylece bu kategoriden gelen riskleri (CNP – Card Not Present) daha sağlıklı takip edebileceğimizi düşündük. Geçmişten gelen Sanal POS’ların kategori kodu düzeltilemediği için; doğru raporlanamayacak binlerce online işletmemiz var. Diğer taraftan tek bir Sanal POS kullanmasına ragmen internet üzerinden satış yapan, IVR (çağrı merkezi) ile kredi kartı bilgilerini toplayan ve bilgisayar başında son kullanıcı adına provizyon alan çok büyük tatil-uçak bileti acentalarımız var. Böyle bir işletmenin cirosu içerisindeki gerçek anlamdaki e-ticaret cirosunu bilebilmemiz maalesef mümkün değil.   Bu durum ve MCC kodlarında yaşadığımız karmaşa yüzünden e-ticaret cirolarında kesin bir rakama varamayacağız gibi gözüküyor.

Tabloda ayrıca web sitelerinizde gözden kaçırdığınız, yeteri kadar önem vermediğiniz kredi kartı ile ödeme’nin toplam e-ticaret işlemleri içerisindeki payını da bulabileceksiniz. Bununla hemen birkaç soru geliyor akla;

–       Web sitenizde banka kartı (debit kart) geçiyor mu?

–       AMEX kart ile alışveriş yapılabiliyor mu? (15 karakter kart, 4 karakter CVV)

–       Tüm kredi kartlarına taksit yapılabiliyor mu? (Paraf?)

–       Banka kartı bilgilerinigirip, yanlışlıkla taksiti seçen bir kullanıcının işlemi red mi ediliyor? Yoksa bu işleme peşin devam etmek istersiniz gibi bir uyarı mı çıkarıyorsunuz?

–       Her taksitli işlemde son kullanıcıya kazandırdığınız loyalty sadakat (loyalty) puanlarını, web sitenizde kullandırabiliyor musunuz?

–       Fraud – Chargeback’e ilişkin aldığınız önlemler neler?

–       PCI-DSS tarafında ne gibi aksiyonlar alıyorsunuz?

–       Etc.

Avrupa’da %2’ler seviyesine yaklaşan Conversion Rate’lerin (dönüşüm oranı) Türkiye’de birçok online işletme için hala 1’ler seviyesine gelememiş olmasının birçok nedenini de içinde barındırıyor bu sorular.  Geleceği yakalamaya çalışıp, alternatif ödeme sistemlerini hızla web sitelerimize entegre ederken, asıl ödeme argümanına ilişkin yapabileceğimiz optimizasyonları gözden kaçırıyoruz.

Elektronik Ticarette Fraud Önleme Yöntemleri

Bu yazı 30 Haziran 2011 tarihinde Eticaret MAG’de yayınlanmıştır.

Çeşitli yöntemlerle, özellikle fiziksel yollardan ele geçirilen kredi kartı bilgilerinin Fraud işlemler gönderilerek sınandığı ortam; bankalar tarafından Üye İşyerlerine sağlanan “Sanal Pos” altyapıları olur.

Online ödeme altyapısı kullanan Üye İşyerleri gerçekleşen transaction’ları detaylı analiz ederek, çeşitli parametrik değerlerle süzmezler ise; charge-back riski ile karşı karşıya kalacakları gibi, kredi kartı ekstresinde bu hareketleri fark eden tüketiciler tarafında da itibar kaybı söz konusu olur.

Öncelikle; gerçekleşen işlemler  müşteri doğrulanarak “güvenli” statüsüne çekilene kadar ön otorizasyonlu “PreAuth” olarak Sanal Pos’lara gönderilmelidir. PreAuth’u açıklamak gerekirse; kısaca kredi kartına borç geçmeden, kart limitine bloke konulması olarak değerlendirebiliriz.

Bu tip işlemlerde muhasebeleşen bir tutar olmadığı için; kredi kartı ekstresinde de haraket olmayacak, işlem gerçekten kart sahibine ait değilse charge-back riski doğmayacaktır. İşlemin kart sahibine ait olmadığının tespit edilmesi durumunda açık provizyonda bekleyen tutar kolaylıkla “iptal” edilebilir.

Özellikle stoksuz, tedarik usulu ile çalışılan modellerde müşteri tarafından ödemesi yapılan sepetin tamamının tedarik edilememe olasılığı büyüktur. Bu tip durumlarda da kredi kartında gereksiz harekete sebebiyet vermeden, işlemler ön otorizasyonlu olarak alınıp, sepetin tedariğinin ardından açıkta bekleyen tutarın istenilen oranda muhasebeleştirilmesi sağlanabilir (Sepetteki 5 ürünün 2’sinin tedarik edilebilmesi durumu). Birçok büyük B2C bu yöntemle faaliyetine devam etmektedir.

Üyelerin gri, beyaz ve kara liste şeklinde 3 farklı grup altında takip edilmesi, kart doğrulama ile uğraşan operasyonel ekibin yükünü hafifletecektir. Kartı bir kere doğrulanan müşteri için alışveriş tutarı geçmişe dönük siparişlerinin çok üzerinde değilse PreAuth yerine Auth, yani direk satış işlemi gönderilebilir.

Örneğin; ortalama 100 TL sipariş veren sadık bir kullanıcı, bir sepette 3.000 YTL’lik sipariş gönderiyorsa bu siparişin fraud kontrolünden geçmesi gerekmektedir. Daha önce 3D Secure doğrulama yöntemi ile kartını doğrulayan müşterilerin de beyaz listeye alınması, daha hızlı ve az maliyetli bir doğrulama yöntemine tabi tutulması operasyonu hafifletecektir.

Üye İşyerleri bankalardan kart sahibi doğrulatabilir mi?

Kart doğrulama ile ilgili bankadan bankaya değişen birimler ile irtibata geçilebilir. Belirli tutarların üzerinde kalan siparişlerde bankaların operasyon merkezleri tarafından kart doğrulama hizmeti verilmektedir. Bu işlemler için transaction’a ait verileri bir mail ile ilgililere göndermeniz istenir (Provizyon numarası, tutar, kart sahibi adı vb.).

Banka kart sahibi ile irtibata geçerek sipariş doğruluğunu onaylar ve Üye İşyerine bilgi verir. Onayı alan Üye İşyeri, PreAuth olarak gerçekleşen işlemi onaylayarak muhasebeleşmesini sağlar. Artık siparişe ilişkin tutarlar kart dönem içi işlemlerine yansımıştır.

Benim de proje yöneticisi olduğum ve Türkiye’de yeni kullanılmaya başlanan alternatif doğrulama yöntemleri bir sonraki yazının konusu

Fraud Kontrolleri;

Unutulmaması gereken; faaliyetine yeni başlayan bir Elektronik Ticaret işletmesinin kötü niyetli kullanıcıların hedefi olacağıdır. Bu sitelerin müşteri veritabanları henüz oluşmadığından, çeşitli açıkları oldukları varsayılır. Sektöre yeni giren start-up’ların bir müddet yüksek maliyetli reklamlar yapmak yerine, altyapıyı gözlemlemesi ve 3D Secure doğrulama yöntemi ile yola devam etmesi gerekebilir (Özellikle kolay paraya çevrilebilen ürünler satılıyor ise).

Dikkat edilmesi gereken birkaç nokta;

  1. Aynı IP’den birden fazla işlem geliyorsa; çeşitli uyarı mekanizmaları çalışmalı, belirlenen kısıtların üzerindeki işlemlerde otomatik olarak “red” cevabı verilmelidir. Kredi kartı bilgisi ele geçiren kullanıcı, kartlarının hepsini denemek isteyecektir.
  2. Aynı üyelik ile birden fazla işlem geliyorsa; çeşitli uyarı mekanizmaları çalışmalı, belirlenen kısıtların üzerindeki işlemlerde otomatik olarak “red” cevabı döndürülmelidir.
  3. Aynı kart numarası ile birden fazla işlem gönderilmesi durumu (aynı gün, hafta, ay) incelenmeli. Müşteri geçmişi, sepet ortalaması ile birlikte gözlemlenmelidir.
  4. Hata alan işlemlerin hata açıklamaları incelenmelidir. Sanal Pos’ta onay mesajı “00″ ile ifade edilir. 01′den 99′a kadar alınan mesajlar hata açıklamalarını ifade etmektedir. “51″ gayet masum bir limit yetersiz hatasıyken, “82″ hatalı CVV anlamına gelmekedir. 41 ve 43 no’lu hatalar Çalıntı kartları ifade etmektedir. Dolayısıyla bu hata mesajlarını alan işlemler, IP, üyelik, kredi kartı numarası takip edilmeli, çeşitli uyarılar ile desteklenmelidir. Üst üste kayıp/çalıntı kart hatası alan bir müşterinizden yakın zamanda bir fraud işlem bekleyebilirsiniz.
  5. Anlamsız ve ücretsiz mail adresleri fraud habercisi olabilir. Sipariş öncesi müşteri mail adresi doğrulanmalıdır. Üye girişi gerekmeksizin sipariş sonlandıran web siteleri oluşabilecek know-how’ın da önünü kapamış olacaktır.
  6. Aynı kredi kartı ile çok düşük tutarlı bir kaç farklı sipariş, kartın limiti olup olmadığının test edilmesi anlamına gelmektedir. Gerçek bir kullanıcı hepsini aynı sepette alarak tek bir kargo ücreti ödemek isteyecektir. Bu tip işlemler yüksek miktarda gelecek fraud  provizyonun habercisidir.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, sektörden sektöre değişen farklı fraud senaryoları halen birçok elektronik ticaret işletmesinin ciddi bir gider kalemini oluşturur.

Garanti’den Direkt Bankacılık Deneyimi

En ufak bir şeyi bile kişiselleştirme arzusunda olduğumuz şu dönemde, bankacılık işlemlerini de müşteri deneyimi ile şekillendirebilen Garanti’nin yeni platformunu kullanma fırsatı buldum.

Yeni uygulama ile, vakit geçirmekten keyif aldığınız web projelerini anımsatan bir banka ile karşılaşıyor ve hemen keşfe dalıyoruz. Bu tip yeni nesil arayüzlere alışık olmayan kesimin ilk etapta zorlanabileceğini düşünüyor olabilirsiniz. Lakin hemen herkes Facebook kullanıyor değil mi?

Emeği geçen tüm dostları bu vesileyle de tebrik etmiş olalım. Bu uygulamanın Garanti Bankası web projelerinde de bir standart olarak kabul edileceğini söylesek, sanırım yanlış olmaz.

New Internet Banking Platform : Garanti Direct from Deniz Güven on Vimeo.

Artık Daha Kısa

Ahmet Kırtok uzun süredir üzerinde düşünsem de yazmaya fırsat bulamadığım bir konu hakkında kısa ve gayet net bir tespitte bulunmuş;  140 karakter kısıtıyla hayatımıza giren Twitter’ın blog güncelleme frakansını düşürdüğünü,  nispeten daha hızlı ve daha az özenli içerik üretimine ortam hazırladığını biliyoruz.  Makale tadında üretebileceğim birçok içeriği sebebi ne olursa olsun ki başlıcaları üşengeçlik ve zamansızlıktır. Twitter’da,  nispeten daha az faydalanılabilir, erişilebilir bir ortamda paylaştım.  Üretmeme rağmen aradığımda bile ulaşamadığım bir içerikten bahsediyorum!

Yeni neslin iş yapış şekilleri, dikkat eksikliği, aşırı bilgi yüklenmesi  göz önüne aldığında 140 karakter kadar kısa olmasa da 500-600 kelimeyi çokta aşmayacak şekilde daha hızlı tüketilebilecek içerik üretmeyi planlıyorum. Değerli Hocam Uğur Özmen yıllardır başarılı bir şekide yapıyor bunu.

Youtube’a Erişim Engellenmiş. Peh!

Sevgili Murat‘a yorum olarak yazmıştım aslında bunu, hızımı alamadım buraya da ekleyeyim dedim.

Giremiyor, göremiyoruz o zaman ortada bir problem de kalmıyor değil mi?(!) Ne güzel yakışıyor can’ım ülkeme, İlkokuldan beri böyle öğretmediler mi zaten bize? “Yassaak hemşerim”

Tamam hadi erişimi engelledin e beceriksiz, Nasıl becerdin de Windows’tan ulaşılamıyorken, Pardus’tan (DNS) erişebiliyoruz Youtube’a

Hakaretten kimsenin haberi yokken nasıl becerdin de tüm Dünya’ya tek bir haraketle duyurdun bunu, tebrik ediyorum(!)

Mobil Cüzdan ile Kredi Kartı Nihayet ‘Cep’te!

Cebit’te Türkcell standında tanıştık bu uygulama ile, Turkcell çok güzel bir stand hazırlamış, akıllı bilet ile çalışan turnikeler, paypass pos cihazları ile tanıtım yapıyordu. Öncelikle yakın zamanda akbil’den kurtularak akıllı bilet uygulamasına geçeceğimizi belirtmek isterim.

Beni endişelendiren, cevabı henüz netleşmemiş güvenlik ile ilgili sorular olsa da, bu katma değerli servis hayatımıza girdi.

İşlem başı üst limitin 35 YTL olduğu açıklandı. Fraud’u nasıl takip edilecek, ard arda kaç işlemin ardından alarm mekanizması tetikleniyor olacak, herhangi bir bloke söz konusu olacak mı henüz netleşmedi ama operasyonel anlamda bankaların Fraud & Securty departmanlarını uğraştıracağı kesin.

Mesela; Harcama itirazında bulunan bir müşteriye bankaların verecekleri cevap ne olacak?

İlgili habere buradan ulaşabilirsiniz.

Kwout – Harika bir araç

Bloglarda çok tutacak bir araç Kwout, alışık olduğumuz arama alanına alıntı yapmak istediğimiz sitenin adını yazıyor ve bekliyoruz. Site görüntülendiğinde mouse yardımı ile istediğimiz alanı seçebiliyor ve arka plan rengini değiştirebiliyoruz. Aldığı ekran görüntüsünde linklerin çalışıyor olması da cabası.

Bir örnek;

http://www.tio.com.tr

Tio – Alışverişin keyfini çıkarın! via kwout

İnternet Üzerinden Altın Satışı

Doğru iş modeliyle internetten her şeyin satılabileceğini düşünüyorum. İnternet üzerinden her şey satılabilse de, bazı ürün grupları vardır ki bunlar diğerlerine nazaran çok daha fazla satılır. Telefon, Bilgisayar, Elektronik vb. teker teker saymaya gerek yok sanırım.

Bu yazıyı yazmamdaki en büyük etmen, kolay satılabilir olmadığını düşündüğüm bir ürünün, külçe altının 2007 yılında internet üzerinden yılda birkaç milyon dolardan fazla satılması.

Lisansı 10 yıllık bir çalışmanın ürünü olan ChipGold’tan bahsediyorum. Amacım ChipGold’un tarihçesi veya konumlandırılması ile ilgili bir yazı yazmak değil, internet üzerinden yakaladığı ciro.

2007 yılı cirolarını incelediğimizde, internet üzerinden satılan ChipGold tutarının milyon dolarlarla ifade edildiğini görüyoruz.45312.jpg

Peki insanları internet üzerinden külçe altın almaya iten en önemli sebep nedir?

Öncelikle bu ürün belirli standartları yakalamış. Cep telefonu veya herhangi bir saat gibi sipariş verdiğinizde size teslim edilecek ürünün içeriğini, değerini, boyutlarını, ambalajını biliyorsunuz. Pırlanta yüzük satmak ile ChipGold satmak arasında çok büyük fark var.

Sanal mağazalara üyeleri tarafından bırakılan yorumları incelediğimizde; sanal mağazalardan alınan ChipGoldların büyük oranda taksitle (vade farkı ödeyerek) alındığını ve hemen bozdurulacak genellikle borç ödemede kullanıldığını görüyoruz.

Müşterileri arasında başlatılan bu inanılmaz Womm ile ChipGold satışları her geçen gün artıyor.

İnternetin doğasında fırsat yaratmak yok mu zaten? Goldaş kazanıyor, sanal mağazalar kazanıyor, müşteriler kazanıyor. Win win win