Globalleşemeyenlerden misiniz? Üzülmeyin sorun DNA’nızda gizli.

İşim gereği birçok ülkede 100’lerce insanla ile bire bir çalışarak bir şeyler inşa etmeye, faaliyet gösterdiğimiz sektöre ilişkin yenilikçi çözümler sumaya çalışıyoruz. Rusya’dan Brezilya Arjantin’e, Güney Afrika’dan Nijerya Hindistan’a Polonya’dan Kuzey Amerika’ya kadar birçok farklı milletten insanla çalışma fırsatı buluyorum.

Bu ekipler arasında bir kıyaslama yaptığımda hemen her konuda en az global düşünen insanların buna müteakip elbette startUp’larının sadece Türkiye’de olduğunu görüyorum. İkinci sırada Nijerya var gibi gözükse de, her ne yapıyorlar ise; tüm Afrika için yapıyorlar ve sadece Nijerya’da 190 milyon kişi yaşıyor. Yani oralarda da işinizi hızlı ölçeklendirebilmek Türkiye’den çok daha olası.

Daha az global düşünmemizin birkaç sebebi var;

Avrupalı mıyız? Orda Doğulu mu? Yoksa Asya’dan mı geliyorduk?

Kendimizi hiçbir bölgeye ait hissetmiyoruz. Oysa Türkiye’deki startUp’ların ya da profesyonellerin Orta Avrupa ve Orta Doğu’da yapabilecekleri o kadar çok iş var ki! Hatırlarsanız bizler, en azından benim kuşağım ilkokuldan itibaren Türkiye’nin Orta Avrupa ve Orta Doğu’yu nasıl birbirine bağladığından, bölgedeki öneminden bahsediyoruz. Bunu şimdiye kadar nasıl kullanabildik? Üzülmeyin, Türkiye’deki en büyük holdinglerin birçoğu da birşey yapmıyor bu konuda. Bilmeyenleriniz Naspers’ın hikayesini araştırsın, 1915 yılında kurulan Güney Afrikalı (evet 103 yıl önce) bir şirketin 2001 yılında Çin’de yaptığı 32 milyon dolarlık yatırım ile nasıl Dünya’nın en büyük şirketlerinden birini yarattığını bir inceleyin. Bu şirket Tencent, bugün piyasa değeri 500 milyar dolar civarında. Aklınıza gelen, buna benzer bir yatırım yapmış dev şirketimiz var mı Türkiye’de? Dolayısıyla üzülmeyin.

Pasaportumuz!

Etrafımızdaki hiçbir yere vizesiz gidemiyoruz. Basit bir ayrıntı gibi gözüküyor olabilir lakin çok önemli! Birçoğunuzun beğenmediği Romanya’dan, Bulgaristan’dan bile insanlar sırt çantalarını alıp dünyanın herhangi bir yerine çalışmak için daha kolay ayrılabiliyorlar yuvalarından. Bizlerse ya gider ve oturma-çalışma izni alamaz geri dönmek zorunda kalırsak diye düşünmek zorundayız. Çoluk çocuk ne yapar? Diğer taraftan ne kadar iyi profesyonel olursanız olun birileri yurtdışından sizi transfer etmek istese bile size sponsor olmak yani daha fazla para harcamak zorunda sizi işe alabilmek için. Diyelim tüm bunları göze aldı ve sizi istiyor. Benliğimizin en diplerinde yer etmiş ata sözlerimiz? Oğlum gitme; taş yerinde ağırdır! Her horoz kendi çöplüğünde vb… atasözleri ne olacak? Bir bildiği yok mudur atalarımızın.

Çekirdek Aile Kavramı!

Birbirimizi kandırmayalım arkadaşlar, evlenmeden önce ailesinden ayrılamamış, başka şehre gitmesin diye üniversiteye kaydettirilmemiş veya zar zor gönderilmiş bir nesilden bahsediyoruz. Böyle yetişti birçoğumuz. Konfor alanından çıkmayı başarıp yurtdışına gitmiş tanıdıklarınız var mı? Mesela Almanya’da yıllarca yaşamasına rağmen kendi Türk komunitilerini kurmayı tercih etmiş, oranın halkının arasına karışmakta çok zorlanmış akrabalarınız, arkadaşlarınız? Almanca konuşmayı 10 yıl sonra o da çat-pat mı öğrendiler? Yurtdışına okumaya dil öğrenmeye gidip, bulduğu birkaç Türk arkadaşıyla Türkçe pratiği yapıp geri gelen arkadaşlarınız var mı? Klübe hoşgeldiniz!

Yüksek ego ve konfor alanını hiçbir şekilde terket etmek isteMEme refleksiyle yukarıdaki maddeleri harmanladığımızda ortaya biz çıkıyoruz. Pratiğiz evet! Lakin biraz fazla growth hack yapıyoruz hemen herşeye ilişkin, bu güvenilirliğimizin sorgulanmasına sebebiyet veriyor zaman zaman. Buna pratiklik değil, hinlik denebiliyor bazen hatta. En büyük endişem dışarıya bakma, daha büyük oynama fikrini yeni nesle yeni nesil şirketlere aşılayamaz isek; en büyük avuntumuz büyük kısmı yabancı bir şirket tarafından satın alınmış yerli startUp’lar ya da tamamı kendisinden yıllar sonra kurulmuş global bir şirket tarafından satın alınan işler olacak. Globalleşemez isek; global firmaların yuttuğu bir eko-sistem olacağız.


Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published. Please enter your name, email and a comment.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>