Nakitsiz (Non-Cash) Ödemelere Genel Bakış

2023 yılında nakitsiz Türkiye mottosu ile çıktığımız yolda Avrupa’nın önünde işler yapan bankalarımız ve Bankalararası Kart Merkezi’nin desteği ile emin adımlarla ilerliyoruz. Bu vizyonu devlet tarafından özendirici faaliyetlerle de destekleyebilirsek başarılı olmaMAmız için hiçbir sebep yok. (Eğitim dışında tabi)

Non-cash payments

Nakitsiz ödemelerin bölgesel (regional) büyüme oranlarına baktığımızda gelişmekte olan ülkelerin (developing countries) %20’den fazla büyüme kaydettiğini gözlemliyoruz. Gelişmiş bölgeler içerisinde Asya Pasifik (APAC) halen %10’dan fazla büyüme getirirken. Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’dan bu oran %5’lerin altında seyrediyor.

Gelişmiş ülkelerde büyüme yavaşlamış gözükse de diğer pazarlardan farklı olarak oldukça güçlenen non-bank oyuncular, mobil kanallara yapılan yatırımlar ve buna müteakip online-offline yakınsaması (converging) ile büyüme rakamlarında artışlar bekliyoruz. Bu noktadan hareketle online ödemelerin şimdiki dar anlamıyla e-ticaret’in nakitsiz dünyada başrol oyuncularından birisi olacağını söylemek çok doğru bir tespit olur.

 M-Payments

Nakitsiz ödemelere ek olarak e-Ticaret özelinde büyüme rakamlarına baktığımızda ise aşağıdaki gibi tabloyla karşılaşıyoruz. Bu pazarlardaki fırsatları görebilmek açısından önemli veriler içeriyor. Bu büyümeler birçok farklı ödeme argümanının karışımından meydana geliyor. Her ülke kendine has online ödeme dinamiklerini bünyesinde barındırıyor. Örneğin Romanya’da online ödemelerin %75’i kapıda ödeme iken (COD) Polonya’da %70’ler seviyesinde bir direct debit (PayByLink) kullanımı mevcut. Almanya’da SOFORT, Iskandinav ülkelerinde Klarna göze çarpan modeller.

Ecommerce Growth

Rakamlardan da anlaşılacağı üzere ülke olarak uzun bir yol var önümüzde. Birçok bilinmezle dolu lakin bir o kadar da fırsatı bünyesinde barındıran bir bölgede iş yapıyoruz. İş yaptığınız insanları, bölgeyi ve ihtiyaçlarını iyi bildiğiniz sürece başarılı olmamak içten değil.  Bir başka konu; Ülkemizde girişimciliğe soyunan değerli arkadaşlara Türkiye sınırlarının ötesini düşünürken Orta ve Doğu Avrupa bölgesini özellikle incelemelerini öneriyorum. Bu bölgelerde e-ticaret yapmayı planlamanız durumunda; kredi kartı kullanım oranları ve alışkanlıklarının ülkemizdeki ile paralel seyretmediğini unutmayın. O ülkelerin lokal ödeme alışkanlıklarına ve ödeme sistemlerine paralel çözümler sunmaz iseniz; bu pazarlarda satış yapabilmeniz mümkün değil. Başka bir deyişle kredi kartı ile online ödeme oranının %10’larda olduğu bir ülkede (Polonya) sadece kredi kartı ile ödeme çözümü sunmanız %90’lık bir kesime ulaşamaMAnız anlamına gelecektir. 

 

Ödeme Sistemleri’nin E-Ticaret’in Büyümesi Açısından Önemi

Digitalage’de yayımlanan yazımın bir kısmına aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Sizin gibi ödeme sistemlerinin e.ticaret’in büyümesi açısından önemi nedir?

E-ticareti, tüketicilerin hayatlarında önemli bir yer tutan alışveriş deneyimini dijital ortama taşıyarak ev konforunda diledikleri ürünü ya da hizmeti satın almalarını sağlayan bir devrim olarak nitelendirmek mümkün. Ticaretin en önemli adımı olan “ödeme”nin elektronik alışverişte tuttuğu konum gerek konfor gerekse güvenlik açısından büyük önem taşıyor. Ülkemizdeki tüketicilerin e-ticareti benimsemelerindeki hızın altında e-ticaret sitelerinden yapılan alışverişin güvenli olduğunu bilmeleri ve bu bilincin altında da kuşkusuz güvenli ödeme sistemleri yer alıyor.

PayU Türkiye olarak e-ticaretin kalbinde yer alan ödeme sürecini hem güvenli hem de kolay hale getiren çözümler üretiyoruz. MasterCard ve VISA’dan aldığımız izinler kapsamında tek sözleşme ile tüm banka kartlarına taksit yapabilmenin yanı sıra 1 günde kullanmaya başlanabilen sanal POS çözümleri, sahtekarlık izleme (fraud) filtreleri, PCI DSS, SSL gibi sertifikasyonları yine işyerlerinin hizmetine sunuyoruz. Elektronik ticaret yapmak isteyen işletmelerin hızlı bir şekilde bu dünya ile tanışmasına olanak sağlıyoruz. PayU’ya üyelik gerektirmeyen ödeme sayfaları ile kullanıcı deneyimini olabilecek en verimli hale getiriyoruz. Bütün bunların sonrasında kullanıcının yaptığı alışverişten keyif ve doyum alması mevcut e-ticaret sektörünü hem büyütüyor hem de yaygınlaştırıyor.

PayU’ya şu ana kadar ilgi nasıl? Kaç aktif üyeniz var?

PayU tüm dünyada 15 binden fazla üye işyeriyle çalışıyor. Türkiye’deki operasyonlarımıza 2011 yılının Eylül ayında başladık ve yerel hizmetler sunabilmek için yurtdışında birçok ülkede kullanılan altyapımızı tamamen değiştirdik. Türkiye’deki kredi kartı ve debit kart kullanım alışkanlıkları, taksit kültürü ülkemizi ödeme sistemleri konusunda eşsiz bir pazar haline getiriyor.

PayU, Türkiye’de sanal POS alamadığı için bu ekosistem ile tanışamayan işyerlerinin hızlı bir şekilde faaliyete başlamasına destek olarak sektördeki büyük bir boşluğu dolduruyor. Diğer taraftan halihazırda online satış yapan orta ve büyük ölçekli işletmelerde yukarıda sahtekarlık (fraud) filtreleri ve gerekli birçok sertifika ile kendi bünyelerinde yönetemedikleri süreçleri PayU’nun konusunda uzman kadrosuna bırakmasını istiyoruz. Şu ana kadar olan ilgiden çok memnunuz. Çok yakın zamanda havayolu şirketlerinden, büyük özel alışveriş kulüplerine ve tatil-tur satışı yapan şirketlere kadar her yerde farklı bir çözümümüz ile yer alıyor olacağız.

Hangi e.ticaret siteleri ile çalışıyorsunuz?

Aktif olarak çalıştığımız kendi alanında tanınmış birçok e-ticaret sitesi var. Hedefimiz genel anlamda tüm e-ticaret sektörünün en güvendiği iş ortağı olarak, sunduğumuz katma değerle sektörü daha da ileri taşımak.

E-ticaret konusunda ne gibi çözümleriniz var?

Dünyanın en önemli e-ticaret markalarını bünyesinde bulunduran Naspers’ın bir iştirakiyiz ve halihazırda 9 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Uluslararası düzeyde sahip olduğumuz bilgi deneyimini Türkiye e-ticaret pazarının ihtiyaçlarını karşılamak için kullanıyoruz. Taksit imkanı sunan sanal POS çözümlerimizin yanı sıra gelişmiş sahtecilik (fraud) önleme filtrelerimiz ve 7 gün 24 saat hizmet veren uzman sahtecilik izleme ekibimizle Türkiye e-ticaret sektörünün en güvenilir iş ortağı olmayı hedefliyoruz. E-ticaret şirketlerine sunduğumuz en önemli avantajlardan biri ödeme sayfalarımızın kullanıcı deneyimini hiçbir kesintiye uğratmayacak şekilde tasarlanmış olması. Kullanıcılar alışverişlerini yalnızca birkaç tıklamayla sonuçlandırıyor ve siteden memnun bir şekilde ayrılıyor.

Okumaya devam et “Ödeme Sistemleri’nin E-Ticaret’in Büyümesi Açısından Önemi”

Platin Dergisi – E-Ticaret Röportajım

Temmuz ayında Platin dergisinde yayınlanan röportajıma aşağıdan ulaşabilirsiniz.

E-ticaret alanında ne gibi çözümler sunuyorsunuz? Hem şirketinizin hem de sektörün rakamsal verilerini paylaşabilir misiniz?

PayU Türkiye olarak e-ticaretin kalbinde yer alan ödeme sürecini hem güvenli hem de kolay hale getiren çözümler üretiyoruz. MasterCard ve VISA’dan aldığımız izinler kapsamında e-ticaret yapan veya yapmak isteyen işletmelere tek sözleşme ile beş bankanın sanal POS’una bir günde ulaşma imkanı tanıyoruz. 100’ü aşkın sahtecilik (fraud) önleme filtresi, PCI DSS ve SSL sertifikalarına sahip ödeme sayfaları, 7 gün 24 saat hizmet veren sahtecilik konusunda uzman ekibimiz ve işletmelerin ödeme süreçlerindeki risklerini (chargeback) en aza indirirken PayU’ya üyelik gerektirmeyen ödeme sayfalarımız ile üye işyerlerinin müşterilerine kesintisiz alışveriş deneyim sunmasını sağlıyoruz.

PayU olarak şu an dünyanın 9 ülkesinde faaliyet gösteriyor ve 15 binin üzerinde online işletme ile çalışıyoruz. PayU Türkiye olarak sadece Türkiye’deki ihtiyaçlara odaklanıp, bunları karşılamak için faaliyetimize başladık ve sistemlerimizi 3 hafta önce devreye aldık. Kısa sürede 30 işyeri ile entegrasyonumuzu tamamladık, 100 işletme ile de sözleşme sürecindeyiz. Elektronik ticaret yapmak isteyen işletmelerin hızlı bir şekilde bu dünya ile tanışmasına olanak sağlıyoruz.

Orta ve büyük ölçekli işletmelere sahtecilik (fraud) önleme filtrelerimizi, PCI DSS sertifikalı ödeme alt yapımızı sunarak global standartlara sahip bir ödeme ve doğrulama altyapısı kuruyoruz. Halihazırda kendi POS’ları ile çalışan işletmeler de PayU sahtecilik (fraud) önleme filtrelerinden faydalanarak risklerini (chargeback) minimize edebiliyorlar.

O açıdan Türkiye’de e-ticaret yapan her firmaya temas ederek, havayolu taşımacılığı şirketlerinden özel alışveriş kulüplerine, turizm şirketlerinden pazar yerlerine (marketplaces) kadar herkes ile çalışmak istiyoruz. Halihazırda birçok önemli şirket ile görüşme halindeyiz.

Türkiye’de e-ticarete ilişkin rakamlara baktığımızda henüz sektörün emekleme döneminde olduğunu görüyoruz. 2011 yılında yakaladığımız ivme ile yılı 23 milyar TL sevilerinde kapattık. Bu rakam içerisinde reel anlamda e-ticaret cirosunun 4,5 milyar TL seviyesinde olduğunu söyleyebilirim. Bu rakamlara yaklaşık 8 bin online işletme ve 6,5 milyon online alışveriş kullanıcısı ile ulaşıyoruz

E-ticarette kredi kartı kullanım oranları nasıl? Bu noktada dikkat edilmesi gereken noktalar neler?

Türkiye’de e-ticarete ilk yatırımı yapan bankalar oldu. Online ödeme sistemlerini kurmalarına müteakip online dünyaya giriş yapan işletmeler ile tanıştık. Günümüzde 50 milyon kredi kartı, 80 milyon bankamatik kartı ve genç nüfusu ile Türkiye eşsiz bir konuma sahip. Kredi kartı kullanım oranlarına baktığımızda ortalama bir işletme cirosunun yaklaşık %88’inin kredi kartları üzerinde gerçekleştiğini görüyoruz. Bunu %6 ile kapıda ödeme, %5 ile havale ve EFT ve %1 ile sanal kartlarla yapılan ödeme takip ediyor.

Okumaya devam et “Platin Dergisi – E-Ticaret Röportajım”

PayU Türkiye, 2013’ün İlk Yarısında 1000 Üye İşyeri Hedefliyor [Röportaj]

Sosyalmedya.co’da yayınlanan röportajımın bir kısmına aşağıdan da ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de online ödeme sistemleri sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de ödeme sistemleri sektörü, getirdiği kolaylık ve güvenlik avantajlarıyla hem e-ticarete ivme kazandıran hem de hızla büyüyen e-ticaret pazarından güç alarak kendisi de her geçen gün gelişen bir sektör olarak dikkat çekiyor.  Türkiye’de ödeme sistemleri sektörüne baktığımızda farklı iş modellerine ve farklı teknolojilere odaklanan oyuncular olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki dönemde ödeme sistemleri sektöründe rekabetin ve ticaret hacimlerin daha da artacağını söyleyebiliriz.

Türkiye’de online ödeme sistemleri alanında iki temel sorun olduğunu söyleyebiliriz: Birincisi işletmelerin sanal POS alıp e-ticarete başlayamaması; ikincisi ise e-ticaret yapan küçüklü büyüklü birçok firmanın karşılaştığı ters ibraz (chargeback) sorunu.

Sektörle ilgili sürekli ‘büyüme’ ve ‘patlama’ haberleri okuyoruz. Herşey bu kadar mükemmel mi gerçekten? Sizce sektördeki en büyük sorun ne?

Şimdiye kadar yüzlerce işletme ile görüşme fırsatımız oldu. Bu görüşmelerden elde ettiğimiz içgörülerden hareket ederek Türkiye’de online ödeme sistemleri alanında iki temel sorun olduğunu söyleyebiliriz: Birincisi işletmelerin sanal POS alıp e-ticarete başlayamaması; ikincisi ise e-ticaret yapan küçüklü büyüklü birçok firmanın karşılaştığı ters ibraz (chargeback) sorunu.

Sizin bu konuda sunduğunuz çözüm nedir?

Dünyanın en önemli medya ve e-ticaret markalarını bünyesinde bulunduran Naspers’ın bir iştiraki olan ve halihazırda 9 ülkede faaliyet gösteren PayU olarak Türkiye’de bu iki temel sorunu çözmek için organizasyonumuzu, ürün ve hizmetlerimizi şekillendirdik. Sanal POS çözümleri (6 bankanın POS’una tek günde sahip olma imkanı), gelişmiş sahtecilik (fraud) önleme filtreleri, 7 gün 24 saat hizmet veren uzman sahtecilik izleme ekibi ve daha birçok servisle e-ticaret sektörünün güvenilir iş ortakları arasında yer almak için var gücümüzle çalışıyoruz. Buna ek olarak, bankalarla yapacağımız kampanyalarla bizimle çalışan üye işyerlerinin ticaret hacimlerine katkıda bulunurken, gerçekleştireceğimiz yoğun iletişim çalışmaları ile de işyerlerinin bilinirliklerini artıracağız. Ayrıca PayU Türkiye olarak ilerleyen aylarda sunacağımız yeni servislerimizle de e-ticaret sektörünün gelişmesine katkıda bulunmayı planlıyoruz.

Sanal POS çözümleri (6 bankanın POS’una tek günde sahip olma imkanı), gelişmiş sahtecilik (fraud) önleme filtreleri, 7 gün 24 saat hizmet veren uzman sahtecilik izleme ekibi ve daha birçok servisle e-ticaret sektörünün güvenilir iş ortakları arasında yer almak için var gücümüzle çalışıyoruz.

 

Peki sizce Türkiye pazarına yabancı yatırımcıların ilgisi nasıl?

Türkiye’deki ödeme sistemleri sektörü sergilediği hızlı büyüme ve sahip olduğu potansiyel ile global pazarda da dikkat çekiyor. Türkiye pazarına yabancı yatırımların ilgisi ve pazardaki oyuncuların halihazırdaki rekabeti de bunun iyi bir göstergesi.  BKM verilerine göre Haziran ayı itibarı ile Türkiye’de 53 milyon kredi kartı ve 87 milyon banka kartı var. Bu oldukça iyi bir rakam. Ödeme sistemleri alanında yeni teknolojilerin kullanıldığı oldukça gelişmiş bir altyapımız var. Bu altyapı genç nüfus ve yukarıda da belirttiğimiz kart rakamları ile harmanlandığında Türkiye’yi eşsiz bir pazar haline getiriyor. Diğer taraftan Avrupa’ya kıyasla yeni iş modellerini hayata geçirmek konusunda da oldukça iddialı olduğumuzu söyleyebilirim. Türkiye’nin ödeme sistemleri alanında oldukça gelişmiş bir ülke olduğunun bir göstergesi de geçtiğimiz aylarda, Garanti Ödeme Sistemleri Genel Müdürü Mehmet Sezgin’in İspanya’nın ikinci en büyük bankası BBVA’nın Global Ödeme Sistemleri’nin başına geçmesidir. Emininiz BBVA, Mehmet Sezgin’in tecrübelerinden oldukça faydalanacaktır.  Benzer haberleri ilerleyen yıllarda da sıklıkla duymayı umuyoruz.

Ödeme sistemlerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Elektronik ticaretin geleceğinin mobil cihazlar üzerinde olacağına inanıyoruz. Mobile yönelik geliştirdiğimiz çözümlere ek olarak, web üzerinde dönüşüm oranını artırıcı birçok çalışma ile de sektöre destek olacağız.

Akıllı telefon erişimine (penetrasyon) rağmen mobil cihazların, kullanıcıların web’de yaşadığına benzer bir deneyim sunabilmesi halen mümkün değil. Bu noktada ödeme sistemlerine ve tek tıkla ödeme kavramına büyük iş düşüyor. Burada ödeme sistemleri yine kaldıraç vazifesi göreceklerdir.

Ancak mobil cihazlar üzerinden gerçekleşecek e-ticaretin gelişip olgunlaşması için daha vakit olduğunu düşünüyoruz. O açıdan şu an Türkiye online ödeme sisteminde yukarıda belirttiğimiz iki sorunun çözümlenmesinin daha önemli ve öncelikli olduğunu biliyor ve hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz.

Hangi bankalar ile anlaşmanız var?

PayU Türkiye olarak Türkiye’nin önde gelen banka ve lisansör kuruluşlarıyla yaptığımız işbirlikleriyle sektöre yenilikçi bir hizmet anlayışı getiriyoruz. Visa ve Mastercard gibi lisansör kuruluşların yanı sıra Akbank, İş Bankası, Yapı Kredi, Ziraat Bankası, Finansbank, Denizbank, Garanti ve Bank Asya gibi Türkiye’nin önde gelen bankalarla işbirliği halindeyiz. Bu sayıyı yakın zamanda artırmayı planlıyoruz.

PayU’yu kaç iş yeri ve kaç kişi kullanıyor?

PayU olarak şu an dünyanın 9 ülkesinde faaliyet gösteriyor ve 15 binin üzerinde online işletme ile çalışıyoruz. PayU Türkiye olarak sadece Türkiye’deki ihtiyaçlara odaklanıp, bunları karşılamak için faaliyetimize başladık ve ciddi bir yazılım geliştirme döneminin ardından sistemlerimizi 2 ay önce devreye aldık. Kısa sürede 60’den fazla işyeri ile aktif olarak çalışmaya başladık. 200’den fazla işyeri ile de sözleşmemizi imzaladık. Elektronik ticaret yapmak isteyen işletmelerin hızlı bir şekilde bu dünya ile tanışmasına olanak sağlıyoruz. Türkiye’de e-ticaret yapan her firmaya temas ederek, havayolu taşımacılığı şirketlerinden özel alışveriş kulüplerine, turizm şirketlerinden pazar yerlerine (marketplaces) kadar herkes ile çalışmak istiyoruz. Türkiye’de MasterCard ve VISA’nın yasakladığı kategoriler dışında kalan şirketlerle çalışıyoruz. Markafoni, Zizigo, Misspera ve Ucuzu.com gibi aktif olarak çalıştığımız ve çalışmak için görüştüğümüz birçok önemli şirket var.

Sizi diğer ödeme sistemlerinden farklı kılan nedir?

MasterCard ve VISA’dan aldığımız izinler kapsamında e-ticaret yapan veya yapmak isteyen işletmelere tek sözleşme ile altı bankanın sanal POS’una bir günde ulaşma imkanı tanıyoruz. 100’ü aşkın sahtecilik (fraud) önleme filtresi, PCI DSS ve SSL sertifikalarına sahip ödeme sayfaları, 7 gün 24 saat hizmet veren sahtecilik konusunda uzman ekibimiz ve işletmelerin ödeme süreçlerindeki risklerini (chargeback) en aza indirirken PayU’ya üyelik gerektirmeyen ödeme sayfalarımız ile üye işyerlerinin, müşterilerine kesintisiz alışveriş deneyim sunmasını sağlıyoruz.

Gelişmiş sahtecilik (fraud) önleme filtrelerimiz ve 7 gün 24 saat hizmet veren uzman sahtecilik izleme ekibimiz bulunuyor. Böylelikle e-ticaret şirketlerinin risklerini (chargeback) en düşük seviyeye indiriyoruz. İşyerlerimize bu modeli sunarken işyerlerinin PayU sanal POS’ları ile çalışması zorunluluğunu aramıyoruz. Dileyen her işletmenin bu hizmetlerden yararlanmasına olanak sağlıyoruz.

2013 hedefleriniz nelerdir?

Hedefimiz Türkiye e-ticaret sektörünün en güvenilen iş ortağı olup sunduğumuz katma değerlerle sektörü daha da ileriye taşımak. Türkiye’de elektronik ticaret yapan, yapmak isteyen hemen herkese temas ederek, iş yapış şekillerini ileriye taşımak arzusundayız. 2013’ün ilk yarısında üye işyeri sayımızın 1000’i geçmesini hedefliyoruz.

Türkiye’de E-Ticaret Pazarı ve PayU Türkiye – Webrazzi Röportajım

Bu röportaj 11 Ekim tarihinde Webrazzi’de yayımlanmıştır.

Fırat Demirel: Merhaba Emre Bey, kısaca kendinizden ve kariyerinizin sizi nasıl e-ticarete yönlendirdiğinden bahseder misiniz?

Emre Güzer: Çalışma hayatıma 2001 yılında Pamukbank’ta başladım. 2002 ve 2004 yılları arasında özel bir asistans şirketinde Boyner Backup kartın doğuş sürecinde yer aldım. 2004 yılında Garanti Bankası bünyesinde profesyonel anlamda Elektronik Ticaret’le tanıştığımda sektörün henüz emekleme aşamasında bile olmadığını söyleyebilirim.

Türkiye’nin köklü e-ticaret işletmelerinin henüz başa baş noktalarına ulaşamadığı dönemlerdi bu dönemler. İş modelinin büyük resmini çekmemde yardımcı olan ve tanıdığım en vizyoner insanlardan Savaş Şakar’la birlikte çalışıyor olmam benim için büyük şanstı. Nitekim Garanti Bankası serüveninin ardından, birlikte o dönemin en büyük ilaç deposunda çalışmaya başladık. 2005 yılında eczanelerden tek tuşla otomatik sipariş oluşturabileceğiniz sistemler kurduğumuzda şirketin B2B platformunun cirosu toplam cirosunun içerisinde yanlızca yüzde 1,5 idi. Yüzde 7’lik pay ile bıraktığımız B2B platformunun aylık cirosu şimdilerde en büyük B2C cirosuna eşdeğer seyrediyor. O dönem şirket ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirerek uygulamaya aldığımız CRM platformu şirketin tüm fonksiyonel departmanlarınca benimsenmiş ve halen faaliyetine devam ediyor.

F. Demirel: Bahsettiğiniz gibi e-ticaretle ilişkiniz pazarın ilk dönemlerine uzanıyor. Pazar büyürken siz neler yaptınız?


E. Güzer:
2007 yılında Teknoloji Holding bünyesinde faaliyet gösteren Embrio projelerinden olan, TIO bünyesinde dünyada satın alma fonksiyonunu kendi üzerinde barındırabilen “ilk ve tek” fiyat kaşılaştırma sitesi projesinde aktif olarak rol aldım. Bu zaman zarfında yapay sinir ağları ile ürün/kategori eşleştirililebilmesi amacı ile; Tübitak ve TTGV’nin desteklediği “E-Ticaret’te yapay zekaya dayalı güvenli veri tabanı entegrasyonu” projesinde çalışma imkanı buldum.

2008 yılında Garanti Ödeme Sistemleri’ne geri döndüğümde, BonusPay, yeni Garanti Sanal POS, alternatif doğrulama ve ödeme yöntemleri projeleri yöneticiliği yapma fırsatı buldum. Sektörün irili ufaklı birçok işletmesi ile bir araya gelerek gerek iş modellerinin iyileştirilmesi gerekse yaşadıkları fraud (sahtekarlık) risklerini minimize edebilmek maksadıyla danışmanlık faaliyetleri yürüttüm. Bu zaman zarfında BKM (Bankalararası Kart Merkezi) eğitimleri başta olmak üzere birçok üniversite ve eğitim kurumunda Elektronik Ticaret iş modelleri, fırsatlar ve ödeme sistemleri eğitimleri verdim. Sektöre yeni giren oyuncuların ilk uğrak noktasının bankalar olduğunu düşündüğünüzde şimdilerin popüler oyuncularının neredeyse tamamıyla henüz doğmadan önce tanışma, kampanyalar düzenleme ve gelişimlerine kendi gözlerimle tanıklık etme şansı yakaladım.

Eylül ayı itibariyle Naspers’ın global ödeme sistemi PayU ile kariyerimi birleştirme kararı aldım.

F. Demirel: Naspers’a girmeden önce bankaların e-ticaretin yükselişini nasıl gördüğünü sormak istiyorum?

E. Güzer: Türkiye’de Elektronik Ticaret’e ilk yatırım bankalar tarafında yapıldı. Uzun yıllar bankalar ve online işletmeler tüketiciyi tanımaya, online alışverişe özendirmeye çalıştı. Bazıyanlışlar da yapıldı tabi, mesela bir banka seneler önce “sanal kart” lansmanında, -internet üzerinden yapılan en güvenli alışveriş budur” argümanı ile çıktığında, yeni yeni oluşmaya başlayan, kredi kartı ile online ödeme alışkanlığı yara aldı. Bu durum sektörün büyük oyuncuları tarafında da tepkiye yol açtı.

Online Cüzdan’ların Geleceği

Kısa kısa da olsa twet attığım ve sektörü ilgilendirdiğini düşündüğüm konular hakkında bloğa da yazmaya karar verdim. Bildiğiniz gibi atılan twet’ler hava fişek misali ve bu durum içeriğe sonradan erişimi imkansız kılıyor.

Kredi kartlarınızı entegre ederek, sadece kullanıcı adı ve şifresi ile ödeme yapabilmenize olanak sağlayan cüzdanlar özellikle “mobil cihazlardan” yapılan alışverişlerde son derece hızlı çözümler sunuyor. Türkiye’de Paypal, Ipara ve PayU‘nun diğer katma değerli servislerine ek olarak Türkiye’ye getireceği “CheckOut” gibi değerli servisler 2012 yılında adından oldukça söz ettirecek. BKM’nin de birkaç pilot banka ile “BKM Express” üzerinde çalıştığını biliyoruz.

Tam da burada sormak istediğim konu cebinizde kaç cüzdan taşıyorsunuz? Online dünya’ya model aldığımız fiziksel dünya’da Boyner’den alışveriş yaparken farklı bir cüzdan, Migros’tan alışveriş yaparken farklı bir cüzdan kullanmıyoruz değil mi? Demek ki online dünyanın da gideceği yerde onlarca farklı cüzdan yok! Bu geçiş döneminde bahsi geçen firmalar kendi üzerlerinde maksimum sayıda kullanıcı tutarak, olası bir entegrasyonda güçlü taraf olmayı planlayacaklar.

Küçük bir not; Bahsi geçen uygulamalar içerisinde sadece PayPal kredi kartı bilgilerine ek olarak “CVV” kodunu da saklıyor. Sony Online’da yaşanan olaya benzer bir durum bir anda dengeleri de değiştirebilir.

UYARI; Bu modeller internet üzerinden alışveriş yapmanın “en güvenli yoluymuş” gibi pazarlanmamalı. Bu yaklaşım, insanların alışık oldukları ödeme yöntemlerinin güvensiz olduğu izlenimini yaratacak, ne ilgili firmaya ne de sektöre bir şey kazandırmayacaktır.

Türkiye’de Online Ödeme Sistemleri – PayU Türkiye Röportaj

Sosyalmedya.co’da yayınlanan,“Online Ödeme Sistemlerini 2012’de Neler Bekliyor?” başlıklı dosya konusuna gönderdiğim içeriğin tamamını aşağıda bulabilirsiniz.

Online Ödeme sistemlerinin Türkiye pazarındaki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, bankacılık ve ödeme sistemleri konusunda Avrupa’nın birçok ülkesinden daha inovatif çözüm ve yaklaşımlara sahip bir ülke. Hatta Elektronik Ticaret’e ilk yatırımı yapan kurumun bundan yaklaşık 12 yıl once yine bankalar olduğunu söyleyebiliriz. Bugün baktığımızda sektörün yükünün tamamına yakınının yine bankalar üzerinde olduğunu görüyoruz. Burada kart kullanım alışkanlıkları, sadakat programları ve Avrupa’da bir örneğini daha göremeyeceğiniz taksit kültürünün payı büyük.

Tüm bunlara rağmen, özellikle son yıllarda Elektronik Ticaret sektöründe yaşanan gelişmelere bankaların genel müdürlük birimlerince cevap verilse de, sektör paydaşlarıyla direk iletişim halinde olması öngörülen şubeler tarafında aynı hızla hareket edilemedi. Bu da birçok işletmeyi zorlu bir sürecin beklemesi anlamına geliyordu. Öyle ki bugün web siteniz üzerinde taksit yapmak istediğinizde 4-5 bankayla anlaşmak, farklı çalışma koşulları ile faaliyetinize başlamak zorundasınız. Bu süreç sadece küçük işletmelerce yürütülmesi zor gibi gözükse de, birçok orta ve büyük ölçekli firma da benzer zorluklar yaşıyorlar. Örn; Groupon TR faaliyetine başlarken büyük bir bankanın şubesini ikna edememiş ve ilgili bankadan sanal pos alamamıştı. Daha sonra ilgili şubenin pişman olduğunu söylemeye gerek yok tabi.

Bundan yaklaşık 6 yıl önce Garanti Bankası ile Sanal POS altyapısı üzerinde entegre çalışan Mobil Ödeme projesini deneyen Turkcell, gerek projenin sanal pos’a olan bağlılığından gerekse o dönemde sektörün  böyle bir ödeme aracına ihtiyaç duymamasından dolayı projeyi rafa kaldırmıştır. Daha sonra bu yöntem yerini, 35 TL’ye kadar cep telefonu numaranız ile ödeme yapabildiğiniz Mikro Ödeme’ye bırakmıştır. Bununla birlikte geçtiğimiz yıl Türkiye’de faaliyetine başlayan PayPal, Eylül ayı itibariyle Türkiye pazarına girdiğini duyuran PayU ve yeni oluşumlar, 2012 yılında doğuşuna tanıklık edeceğimiz katma değerli servislerin habercileridirler.

Konuyla ilgili sektörü ileri taşımaya yönelik çok büyük bir rolü olduğunu düşündüğüm BKM’de (Bankalararası Kart Merkezi) Genel Müdür Sn. Soner Canko ve ekibi ile yaptığım toplantıda oldukça heyecan verici oluşumların haberini alma fırsatı yakaladım. Sektöre ilişkin özellikle bankalar, operatörler ve alternatif ödeme sistemleri tarafında atılan adımların tek bir merkezden kontrol edilerek, süzgeçten geçirilmesi son kullanıcı tarafında oluşabilecek yanlış anlaşılmaların önüne geçiyor olacaktır. Örn; Turkcell yaklaşık 4 ay önce CepTParacard’lar ile internet üzerinden alışveriş yapabileceğinize dair bir SMS gönderdi. Oysa; bu kartlarla sadece “3D Secure” altyapısı ile provizyon alınabiliyor ve birçok online işletme pre-paid ve debit kartları henüz bu sisteme yönlendiren altyapıları geliştirmedi. Dolayısıyla internet üzerinden alışverişe yönlenebilecek 100.000 genç kullanıcı kötü bir deneyim yaşamış oldu.

Bununla birlikte havale, eft ve kapıda ödemeyi de artık online ödeme araçları arasına eklememiz gerekiyor.

Türk tüketicisinin online ödeme sistemlerine verdiği tepki nasıl?

Ödeme sistemleri söz konusu olduğunda tüketicileri ikiye ayırmak ve bu şekilde aksiyon almak lazım. Bunlardan ilki, katma değerli servisler sunmak zorunda olduğunuz, bunu yaparken fiyat, esneklik, taksitli satış, fraud (sahtekarlık) monitoring servisleri ve ekibi ile birlikte inovatif çözümler sunmanız gereken online web siteleri. Diğer tarafta da bu web sitelerinden güvenli ve hızlı bir şekilde alışveriş yapmak isteyen son kullanıcılar var. Bunlardan sadece bir tanesini hedefleyen bir ödeme sisteminin başarılı olma şansını düşük görüyorum.

Son kullanıcı tarafında, en uygun ödeme alternatiflerini sunan argümanların sıklıkla tercih edildiğini görüyoruz. Bu yüzdendir ki cironun yaklaşık %80’i kartlı ödeme sistemleri üzerinde gerçekleşiyor. Havale ve EFT’nin oranı %4-5 seviyelerindeyken kapıda ödeme cirosunun %13 seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Diğer taraftan özellikle sepet ortalaması 12 TL’yi geçmeyen oyun ve içerik satışlarında mikro ödeme yöntemi ile yapılan ödemeler hatırı sayılır hacimlere ulaştı. Henüz banka müşterisi olmayan gençleri de bu eko-sistem içerisine dahil edebiliyor bu yöntem.

Sizce pazar 2012’de nasıl olur? Hem Türkiye hem de globalde… Öngörüde bulunabilir misiniz?

2012 yılında öncelikle bankaların kendi alternatif ödeme sistemlerine ağırlık vereceklerini düşünüyorum. Garanti Bankası’yla birlikte tanıştığımız BonusPay’in alternatifi ürünleri diğer bankalar da devreye alıyor olacaklar. İlk yatırım da FinansBank’tan geliyor olacak. Bu sistemleri sanal pos zorunluluğundan kurtarıp, alternatif bir ödeme sistemi olarak konumlandırabilirlerse penetrasyonlarını da artıracaklardır. Aksi durumda bu ürünleri kullanmak isteyen kullanıcılar yine zorlu bir Sanal POS süreci ile karşılaşacaklar.

Alternatif ödeme sistemlerine baktığımızda ki bu yöntemler sektörün hak ettiği hacimlere ulaşabilmesi için kaldıraç vazifesi göreceklerdir; 2012 yılında en az 5 yüksek bütçeli, güvenilirliğini yurtdışında da kanıtlanmış yöntemin Türkiye’de faaliyetine devam edeceğini düşünüyorum. Yeni tanışacağımız katma değerli servislerle birlikte, 3 dakikada web sitesi açarak, gerek web sitesi üzerinden gerekse mobil cihazlardan taksitli satış yapabileceğiniz sistemlerle tanışacağız.

Türkiye Elektronik Ticaret pazarına baktığımızda ise; 2011 yılı için 21 mia TL, 2012 yılında ise; 25 mia TL’lik bir hacim bekliyorum. Sevindirici haber bu rakamların içerisindeki gerçek e-ticaret cirosu’ndaki artışta olacak. İşletmelerin fiziksel cirosunun içerisindeki e-ticaret payını tartıştığımız günler yerini e-ticaret cirosu içerisindeki mobil ciro payını tartıştığımız günlere bırakıyor olacak. Kullanıcılar arasında yapılan para transferleri, fiziksel dünya ile online dünya yakınsaması konusunda büyük gelişmeler yaşanacak, hatta Facebook vb. platformlarda kullanılan sanal para’ların pre-paid kartlar ile fiziksel dünyaya indiğini göreceğiz.

PayU olarak Türk pazarında ne hedefliyorsunuz?

Elektronik Ticaret yapmak isteyen işyerlerini hızlı bir şekilde bu eko-sisteme dahil etmek istiyoruz. İşletmeler PayU ile sözleşme imzalayarak PayU API’sini sistemlerine entegre ettiklerinde tüm banka kredi kartlarına taksit yapabilecekleri gibi, ilerleyen dönemlerde alternatif birçok ödeme yöntemini de yine aynı API yardımıyla kullanabiliyor olacaklar.  Son kullanıcılarına alışık oldukları şekilde kredi kartı bilgilerinin girilmesi suretiyle alışveriş yaptırabilecekleri gibi, PayU kullanıcı adı ve şifresi ile ödeme imkanı da sağlayabilecekler. Ürün/hizmet satın alan kullanıcı tarafında da hızlı ve güvenilir bir ödeme altyapısı vaad ediyoruz tabi. Tüm bunlara ek olarak gerçekleşen siparişler PayU fraud (sahtekarlık) filtrelerinden geçerek 7/24 PayU’nun fraud ekibi tarafından incelenecek, gerekirse işyeri ile irtibata geçerek, yüksek skorlu siparişlerin iptali sağlanıyor olacak. Bu konuda Türkiye’nin en aktif bankasının Fraud Yöneticisi PayU için, sadece elektronik ticaret yapan işletmelerin işlemlerini inceliyor olacak.

Kısaca; İşyerlerinin core business’larına daha fazla efor sarfetmesi gerektiğine inanıyor ve ödemeye ilişkin tüm süreci outsource etmeleri gerektiğini düşünüyoruz.

Online Alışverişlerde 3D Secure Kullandırmalı mıyım?

21  Temmuz tarihinde Eticaret MAG’de yayınlanan yazımı aşağıda bulabilirsiniz.

Elektronik ticaretle ilgili yazılan birçok kitapta, verilen eğitimlerde hatta katıldığınız organizasyonlarda genellikle bu iş yapış şeklinin avantajlarına değinilir. 7/24, dünyanın her yerine az maliyetle satış yapabiliyor olma fikri, kolları hemen sıvama dürtüsü uyandırır.

Derinlemesine incelenmeyen nokta; elektronik ticarete konu olan işlemlerin CNP (Card not Present)olmasından dolayı barındırdığı charge-back (ters ibraz) riskidir.

Kısaca açıklamak gerekirse; kart sahibi, alışverişini takip eden 4 ay süre ile (bu süre kısalmaz, lakin uzayabilir) birkaç itiraz kodundan birini seçerek bankası aracılığıyla alışverişine itirazda bulunabilir. Kötüye kullanılabilir endişesi ile detaylarına girmeyeceğim bu itiraza konu olan işlemde, 3D Secure doğrulama yöntemi yok ise; kart sahibi lehine sonuçlanacak bir süreç devreye girmiş olur ve dolayısıyla konu işyerinin zararı ile sonuçlanır.

Avrupa’nın birçok ülkesinde fiziksel dünyada yaşanan Chip&PIN dönüşümü ile birlikte kredi kartı kopyalama riski minimize edilmiştir. Bu gelişme herhangi bir yolla ele geçirilen ve kopyalanamayankredi kartlarının internet üzerinde kullanılmaya başlamasına yol açmıştır. Dolayısıyla fiziksel dünya riski azalırken, online dünya işyerleri için daha riskli bir hal almıştır.Türkiye 3D Secure Kullanımı (2010)

Uzun yıllardır Türkiye’de kullanılan ve gün geçtikce daha son kullanıcı dostu bir hal alan 3D Secure doğrulama yöntemi , dolandırıcılık nedeni kodlu itirazların önüne geçerek riski minimize edebilmek maksadıyla ; MasterCard ve VISA tarafından geliştirilmiştir.

Kısaca CHIP&PIN’in internet üzerindeki versiyonu olarak adlandırabileceğimiz bu ürün, 2010 yılına kadar yeterli ilgiyi görmemiş olsa da, özellikle 2010 yılı birlikte Türkiye’de gerçekleşen tüm e-ticaret transaction’larının %12’sinde kullanılmıştır. Sigorta ve acenteler aracılığıyla yapılan ciroları bir kenara koyarsak bu oranın yaklaşık %23’e çıktığını görürüz.

Yukarıdaki tabloda 2010 yılında Half ve Full Secure doğrulanan toplam transaction sayısını bulabilirsiniz. 2011 yılında bankaların 3D Secure sayfaları optimizasyonları ile bu adetlerde %30’luk bir artış beklediğimi de eklemek istiyorum.

2010 yılı ile birlikte özellikle ISKI, IGDAS, Gelir İdaresi Başkanlığı vb. devlet kurumlarının elektronik ticaret’le tanışması ve sadece 3D Secure doğrulama yöntemi ile ödeme kabul etmesi, bu doğrulama yöntemininin Türkiye’de kullanım oranını artıran bir kaldıraç vazifesi görmüş, işletmelerin 3D Secure yüzünden ciro kaçırırım endişesini ortadan kaldırmaya başlamıştır.

Öyle ki “Private Shopping” gibi rekabetin yoğun yaşandığı bir modelde bile sektör büyüklerinden bazıları 3D Secure’suz yola devam ederken, bazıları sadece 3D Secure doğrulama yöntemi ile ödeme kabul etmektedir. Bugün birçok büyük B2C, C2C hatta B2B full secure veya belirledikleri bazı kurallara takılan üyeleri 3D Secure ile alışverişe yönlendirmektedir. (Örneğin; yeni üye ve kolay paraya çevrilebilir bir ürün alıyor ise)

Gelelim 3D Secure kullanmalı mıyım sorusunun cevabına, sektörde karşılaştığım 3 tip işletme var. Kısa kısa açıklamaya çalışacağım.

3D Secure’u ciro kaçırırım endişesi ile kullanmak istemeyenler

Bünyesinde tecrübeli fraud (sahtekarlık) departmanı kurmuş, yüksek kar marjı ile çalışan, uzun yıllar sektörde faaliyet gösterdiği için; müşteri database’i oluşturmuş online işletmeler. Bu tip işletmeler 3D Secure’u genellikle bazı kurallara takılan üyeleri doğrulamak için kullanırlar. Bugün sektörde faaliyet gösteren birçok büyük B2B ve B2C’de 5 ila 15 kişi arasında fraud ekipleri bulunmaktadır.

3D Secure olmadan faaliyetlerine devam edemeyecek olanlar

Özellikle düşük kar marjı ile çalışan ve riskli ürün grupları olarak adlandırılan, kolay paraya çevrilebilen ürünler satan işyerleri (altın, kontör, cep telefonu, uçak bileti vb.)

Burada yaşanabilecek bir charge-back düşük kar marjı ve yüksek sepet ortamalasından dolayı işyerini zarara uratacağından, işyerinin 3D Secure’suz yaşamaya devam edebilmesi mümkün değildir.

3D Secure’den habersiz, tesadüfen faaliyetlerine devam eden işyerleri

Düşük kar marjı ile kolay paraya çevrilebilen ürün satışı yapan, bünyesinde fraud birimi kurmamış işyerleri. Dolandırıcılar tarafından keşfedilene kadar faaliyetlerine devam edebileceklerdir.

“Elektronik Ticarette Fraud Önleme Yöntemleri” ile başladığım online ödemede güvenlik olgusunu, 3D Secure ve Türkiye’de kullanımı ile bir adım öteye taşımayı planladım. Güvenlik nedeniyle detaylandıramadığım birkaç nokta olsa bile, özellikle bankaların 3D Secure sayfalarında yakın zamanda yapılan optimizasyonlar ile birlikte artan müşteri deneyimi fırsatları beraberinde getiriyor.

Diğer taraftan, Türkiye’de kullanılan debit kartların (69 mio adet) sadece 3D Secure ile online provizyon alabiliyor olması kredi kartı kullanmayan, debit kartı ile online alışveriş yapmak isteyen kullanıcılara da altyapı sağlayabilmenize olanak sağlıyor.

 

VISA E-Ticaret’i Geliştirme Toplantısı

VISA Türkiye’nin düzenlediği, Türkiye’de Elektronik Ticaret pastasını artırmaya yönelik ev ödevleri alabileceğimiz bir organizasyonda dinleyici koltuğunda yerimi aldım.

ETID’in de (Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği) konuşmacı olarak katılarak, sektör sorunlarını banka ve lisansör kuruluşlarla paylaşma imkanı bulduğu organizasyonda güzel bir tartışma platformu yaratıldığını düşünüyorum. ETID’le ilgili eklemek istediğim nokta; her ne kadar sektörün büyük oyuncularını bünyelerinde barındırıyor olsalar da (20 işyeri) hızlı bir şekilde tabana yayılacak aksiyonları da almaları gerektiğidir.

Organizasyonda dikkatimi çeken bir diğer nokta, birçok bankanın sektör sorunlarına gerek teknik gerekse mental anlamda oldukça uzak olduğunu fark etmem oldu. Yine de ev ödevlerinin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesiyle sektörün önündeki birçok bariyerin aşılacağını düşünüyorum.

Türkiye’de Mikro Ödeme Sistemleri ve Ciroları

Webrazzi’nin düzenlediği Türkiye ve Dünya’dan online oyun ve yarattığı ekosistemin konuşulduğu organizasyonda Mikro Ödeme A.Ş Genel Müdürü Alper Akcan’ın aktardığı bazı rakamları paylaşmak istiyorum.  Red Herring’in 2011 yılı ilk 100 teknoloji listesinde de yer alan ilk Türk şirketi olma özelliği taşıyan Mikro Ödeme A.Ş’nin paylaştığı rakamlar sektörle ilgili projeksiyon çıkarabilmek için önemli.

Rakamlara geçmeden önce; yakın zaman öncesinde PayPal’ın Türkiye’de faaliyetine başlayarak sektörle ilgili çeşitli organizasyonlara sponsor olduğunu, PayPal’ın açtığı yoldan birçok alternatif ödeme yönteminin Türkiye’de yerleşik ofis açmak üzere olduğunu hatırlamakta fayda var. Buna ek olarak; GittiGidiyor ortaklarının üzerinde çalıştığı Ipara’nın yakın zamanda faaliyete başlayacağı biliniyor.

Banka ve birkaç sektör paydaşının da Mikro Ödeme pazarından pay almak istediğini söylemek yanlış olmaz. Özellikle bankaların Sanal POS alım zorluklarını aşarak, işyerlerine sağlayacakları alternatif ödemeler, operatör  komisyonlarından dolayı %5-40 arası komisyon oranlarıyla çalışan Mikro Ödeme yöntemlerinin karşı argüman geliştirmesini sağlayacaktır. Bu çeşitliliğin Elektronik Ticaret işletmecilerinin ve kullanıcıların lehine sonuçlanacağı şüphesiz!

Gelelim Mikro Ödeme A.Ş’ye, yaklaşık 26 aydır faaliyet gösteren Mikro Ödeme A.Ş’nin çalışmaya başladığı ilk operatör Turkcell, bunu sırasıyla Avea ve Vodafone takip etmiş ve 3 operatörün bu sisteme dahil olmasıyla tüm mobil cihazladan ödeme yapılabilmesine olanak sağlanmış.

Mikro Ödeme pazarının yaklaşık %70-75’ini bünyesinde barındıran şirket toplam 5,048.147 adet transaction’a ev sahipliği yapmış, Bu zaman zarfında online oyunlarda Mikro Ödeme altyapısıyla yapılan ciro; 33,406.250 dolar. Türkiye’de online oyun ekosisteminin 70-100 mio dolar aralığında olduğu düşünüldüğünde cironun yarısına yakınının MÖ ile alındığını söyleyebiliriz. İlgi çekici nokta; Mikro Ödeme’nin en pahalı olduğu sektör; oyun ve içerik, dolayısıyla bu cironun yaklaşık %35’i komisyon olarak işyerlerinden kesilmiş olmalı. Bu da sektörde yakın zamanda ciddi rekabetin yaşanacağının bir göstergesi.

Haziran ayı ile birlikte sepet ortalaması 11,16 TL’ye çıkmış ki bu rakam Mikro Ödeme için oldukça yüksek, 2012 öngörüsünde bu rakamın 10 dolar seviyelerine çıkmasını bekliyorlar.

Kısaca; Alternatif ödeme yöntemlerinin yeni yeni yatırım yapmaya başladığı sektöre bundan yaklaşık 2,5 yıl önce giren ve birçok zorluğa rağmen oldukça yol kateden Alper’i kutlamak lazım. Küçük bir öneri; özellikle oyun sektörü için recurring ödeme opsiyonu hemen devreye alınmalı

ETID Organizasyonu, PayPal ve Türkiye’den Birkaç Bilgi

Geçtiğimiz günlerde Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETID) tarafından PayPal’ın katkılarıyla düzenlenen, dolu dolu Elektronik Ticaret’in konuşulduğu bir organizasyona katılma fırsatı yakaladım. Sektörden hemen herkesi bir araya getiren organizasyon, katılımcı profili ve içerik açısından değerlendirdiğimizde; bu konuyla ilgili daha önce düzenlenen birçok organizasyonun bir level üzerindeydi diyebilirim.  Emeği geçen tüm partileri kutlamak lazım.

Türkiye’ye girmekte geç kaldığını düşündüğüm PayPal’ın daha önce de benzer bir organizasyona sponsor olması, Elektronik Ticaret pastasını büyütmek için şimdiden çalışmalara başladığının göstergesi, özellikle dijital içerik ve online oyunlarda, Sanal POS alamayan işyerlerinde hızlı bir şekilde kendilerine pazar edineceklerdir diye düşünüyorum.

PayPal yetkililerinin özellikle ödeme sistemleri konusunda Dünya’dan örnekler verdiği oturumda tahmin edileceği üzere mobil ödemenin önemi üzerinde duruldu. Bu konuda PayPal Platform ve Entegrasyon Direktörü’nün aşağıda paylaştığı rakamlar önemli. (Rakamlar için sevgili Mahir Erkan’a teşekkür ederim)

2009 yılında dünyadaki mobil ticaret hacmi 105 milyar USD iken, 2012 yılında 437 milyar USD olacak.

Bu sürede alt kırılımlardaki değişikliğin şöyle olma

sı bekleniyor:
– Dijital içerik ticaret hacmi 24 milyar USD’den 115 milyar USD’ye çıkacak.
– Fiziksel malların ticaret hacmi 30 milyar USD’den 237 milyar USD’ye çıkacak.
– Dokundurmalı / Vurdurmalı ödemelerin hacmi 46 milyar USD’den 115 milyar USD’ye çıkacak.

PayPal’ın Avrupa pazarında %9, Amerika pazarında ise; %12’lik bir pazar payına sahip olduğu biliniyordu. Oturumlarda bu oranın biraz daha artmış olduğunu öğrendik. MasterCard’ın araştırmasına göre Türkiye’de henüz PayPal kullanımı %1 seviyelerinde (Türkiye’de ki taksit kültürü, yüksek fiyatlar, havale/eft problemleri vb.)

Ödeme sistemleri konusunda yenilikleri dinlerken, Türkiye’de kullanılan altyapılar, ödeme ve doğrulama yöntemlerinin bir kez daha birçok Avrupa ülkesinden ileride olduğunu görme imkanı yakaladık. Amerika’da ise durum biraz daha farklı; 1960’lı yıllarda kartlı ödeme sistemlerini kullanmaya başlayan Amerika’nın yenilikleri adaptasyonu özellikle fiziksel dünya için oldukça zor ve maliyetli. Halen chip’li kredi kartlarını (EMV) kullanılamıyor olmaları da bunun en belirgin örneği olsa gerek. Diğer taraftan taleple birlikte özellikle mobil ödemelerde ciddi fırsatlar ve ürünler olduğunu da belirtmekte fayda var. Türkiye’nin 90’lı yıllar ile birlikte kartlı ödeme sistemlerine yatırım yaptığı düşünüldüğünde, kullanılan yeni teknolojileri de anlamlandırmış oluyoruz.

Türkiye mobil ödemenin neresinde diye soracak olursanız; 2011 yılı içerisinde mobil cihazlar üzerinden yapılacak ödemelerde yeni bir ürüne ihtiyaç duyulacağını düşünmüyorum. (NFC’yi dışarıda tutarak, online Dünya için) Sektörün yükünü çeken birçok büyük B2C’nin halen mobil versiyonlarının bulunmadığını biliyoruz. Bu konuyla ilgili gelen küçük taleplerde henüz bir yatırım için yeterli gözükmüyor.

Diğer taraftan PayPal yetkililerinin Kartlı ödeme opsiyonunun yavaşlığına değindiği oturumda; Proje takımında yer aldığım BonusPay’in ne denli doğru bir yatırım olduğunu gördüm. (Ekipten olduğum için söylemiyorum, tanıyanlar bilir)

Bilmeyenler için; kısaca BonusPay’den bahsetmek gerekirse; cep telefonu numarası ile BonusPay’e üye web sitelerinden, kredi kartı bilgisi vermeden alışveriş yapmaya olanak sağlayan güvenli ödeme yöntemi olarak tanımlayabiliriz. Şimdilik altında 3 kırılımı barındıran platforma yakın zamanda kartsız ödemenin de entegre edileceğini söylemekte fayda var.

BonusPay ödeme argümanları

  1. Kredi Kartı
  2. Debit Kart
  3. Vadesiz Hesap
  4. ———–
  5. ———–
  6. ———–

BonusPay hakkında detaylı bilgi için; burayı ziyaret edebilirsiniz

Bu ve benzeri oturumların artması dileğiyle!

Elektronik Ticaret Yöneticisi Kim Değildir?

Uğraştığım iş gereği Elektronik Ticaret sektörüne girmek isteyen, yatırım arayan, klon veya yeni iş modelleri ile bankaları ziyaret eden birçok üye işyeri ile görüşme imkanı yakalıyorum.  Sektörde faaliyet gösteren irili-ufaklı tüm üye işyerlerine bir noktada temas ettiğimi söylemek doğru olur.

Bazen iş modeli danışmanlığı, bazen fraud, charge-back, ödeme sistemleri, bazen de  Pazarlama faaliyetleri hakkında konuşuyoruz “yetkililerle”

Özellikle kısa dönemde hızlı büyümesine canlı tanık olma fırsatını yakaladığım “Private Shopping” modeli ile birlikte retailer tarafında “Markafoni Effect” olarak adlandırılan bir sürece girdik, şimdilerde birçoğu E-Ticaret ekosistemine girmiş olmasına rağmen çok azının beklediği cirolara ulaşabildiği bir süreci tetikledi Private Shopping.

Private Shopping’i açmak gerekirse; bu modeli benimseyen web sitelerinde, yüksek hacimle ürün satan retailer’ın “–bu işi kendimiz neden yapmıyoruz?” diyerek, plansız, programsız sektöre girmesi olarak özetleyebiliriz. İşte tam bu noktada Elektronik Ticaret’in sadece web sitesi açmaktan çok daha farklı bir olgu olduğu gerçeği ile karşılaşıyor retailer. Bu iş sadece web sitesi açmaktan ibaret olsaydı; sayabileceğimiz e-ticaret yapan işyeri adeti “15-20”’yi geçmezdi. Oysa ki 3.000’in üzerinde bu işi yapan web sitesi bulunuyor.

En belirgin eksikliğin yukarıda da vurgulamaya çalıştığım  “yetkili” addedilmiş iş kolunda olduğunu söyleyebilirim. Bu eksiklik dolayısıyla vizyonel sorunları da beraberinde getiriyor. Bir araya geldiğimiz ekip çoğunlukla Finans müdürü, Muhasebe müdürü, IT Müdürü vb. fonksiyonel departmanlardan oluşuyor. İşin asıl sahibi olması gereken, online dünyayı ve dinamiklerini bilen Elektronik Ticaret Yöneticileri’ni bu şirketlerde görme imkanı çoğu zaman yakalayamıyoruz. Küçük bir ihtimal böyle bir pozisyon varsa bile; görevi site, banner tasarımıyla sınırlı kalıyor. (O yüzden ara ara Elektronik Ticaret yöneticisinden ne anlıyorsunuz diye sorarım Sosyal Medya’da)